• YILLIK İZİN



     
    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
    2008/33424
    2010/22100
    05.07.2010
    İlgili Kanun / Madde
    4857 S.İşK/57
       
    • YILLIK İZİN
    • İŞ SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
    • KULLANILMAYAN YILLIK İZİNLERİN ÜCRETE DÖNÜŞMESİ
    • İŞ SÖZLEŞMESİNİN DEVAMI SIRASINDA ÖDENEN YILLIK İZİN ÜCRETLERİNİN MAHSUP EDİLECEĞİ
      ÖZETİ Mahkemece, yazılı gerekçe ile davacıya ödenen yıllık izin ücreti bedeli göz önüne alınmaksızın hüküm kurulmuşsa da, davacının emekliliği ile taraflar arasındaki iş sözleşmesi sona ermiştir. Bu durumda, davacının kullanmadığı yıllık izinleri ücrete dönüşmüş olup iş sözleşmesinin devamı sırasında davacıya ödenen miktarın mahsubunun yapılması gerekmektedir.
    Öte yandan, yapılan ödemenin taraflar arasındaki iş sözleşmesine dayalı olarak işçilik alacağı niteliğinde olduğu göz önüne alındığında, bu konuda davalının takas ve mahsup talebinde bulunmasına da gerek bulunmamaktadır

     
     
                 

    DAVA                                  :Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili, izin, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
      Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi M.A. Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten soma dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Davacı vekili, müvekkilinin davalının işyerinde 1983 yılı ocak ayından itibaren asgari ücretle çalıştığını, 04/01/2005 tarihinde emeklilik başvurusunda bulunduğunu, çalışmasına yaşlılık aylığının bağlandığı 30/04/2005 tarihine kadar devam ettiğini belirterek, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
    Davalı vekili, davacının emekli olarak işten ayrıldığım, davacının saat 07,00-15,00 arası çalıştığını, yıllık izinlerini kullandığını, ücretlerini aldığını, hafta tatillerini kullandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece, "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıya ait işyerinde 01/02/1983-04/06/2001 arası 18 yıl 4 ay 3 gün, 19/09/2001-30/04/2005 arası 3 yıl 7 ay 11 gün olmak üzere toplam 21 yıl 11 ay 14 gün hizmetinin bulunduğu, (01/01/2000 tarihinde yürürlüğe giren 506 S.K' nun 79. maddesindeki düzenleme somasında SSK bildirimlerinin tam gün üzerinden yapılması, yapılan işin niteliği, devamlılığı ve tanık anlatımlarına göre 1999 yılı ve öncesinde de tam gün çalıştığı kabul edilerek) 04/01/2005 tarihinde emekli olmak amacıyla yasal zorunluluktan işten çıkış işlemi yaptırdığı, ancak çalışmasına 30/04/2005 (işverenin beyanına göre davacının yerine birini buluncaya kadar) tarihine kadar devam ettiği, davalı tarafça sunulan miktar içerir ödeme belgelerinin boş olarak imzalatıldığı yönündeki davacı iddiasının yeterli ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı, iş akdi devam ederken yapılan kıdem tazminatı ödemesinin Yargıtay uygulaması doğrultusunda fesih tarihine kadar işleyecek faiziyle güncellenerek hesaplanan kıdem tazminatından mahsubu gerektiği, ancak iş akdi devam ederken yıllık izin adı altında ödeme yapılamayacağından bu isim adı altında yapılan 1.204,87 YTL ödemenin, hesaplanan yıllık izin alacağından mahsubunun mümkün olmadığı (takas-mahsup talebinin de olmadığı) bu sebeple hesaplanan yıllık alacağının tamamının hüküm altına alınması gerektiği, yapılan işin yukarıda sayılan özellikleri itibariyle ve çalışan sayışma göre hafta tatili, bayram ve fazla çalışmaların mevcut olduğu, ancak hesaplanan bu alacaklardan hakkaniyet gereği Yargıtay uygulamaları da esas alınarak %30 oranında indirim yapılması gerektiği kabul edilerek, bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere davacının 3.687,72 YTL kıdem tazminatı alacağı, 4.950,14 YTL yıllık izin, 2.885,78 YTL hafta tatili, 467,71 YTL bayram yılbaşı tatilleri, 3.364,40 YTL fazla mesai alacaklarının olduğu anlaşılmakla 3.687,72 YTL kıdem tazminatı alacağının iş akdinin fesih tarihi olan 30/04/2005 tarihinden, 4.950,14 YTL yıllık izin, 2.885,78 YTL hafta tatili, 467,71 YTL bayram yılbaşı tatilleri, 3.364,40 YTL fazla mesai alacaklarının ek dava tarihi olan 17/04/2008 tarihinden itibaren (100,00 YTL sinin asıl dava tarihi olan 27/06/2005 tarihinden) yasal faiz yürütülmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ve ücret alacağına ilişkin talep ve davasının reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle ücret talebinin reddine, diğer taleplerin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
    Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
    İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Iş Kanununun 59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
    Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığım imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
    Akdin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
    4857 sayılı İş Kanununun 54. maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi gerekir. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin somaki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün olmaz. Ancak, önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri de aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan arta kalan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
    İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde 17. maddede belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27. madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe girmez. Kanundaki bu düzenleme karşısında işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir.
    Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Sözleşmenin feshi anı, yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak Kanunda belirtilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
    Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 34. maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2007/ 30158 E, 2008/ 28418 K.). O halde, izin ücreti için uygulanması gereken faiz, yasal faiz olmalıdır.
    Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirim yapılması doğru değildir.
    işe iade davası sonunda işçinin işe başlatılmadığı tarihte iş sözleşmesi feshedilmiş sayıldığından izin ücreti hesabında işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken ücret dikkate alınmalıdır.
    İşverenin işçiyi işe başlatması durumunda, iş ilişkisi kesintisiz devam ettiğinden, kullandırılmayan izin ücretine de hak kazanılması söz konusu olmaz. Daha önce işçiye kullandırılmayan izinler karşılığı olarak ödenmiş olan izin ücretleri de işverence geri istenebilir. 4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesinde işçinin yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği kurala bağlandığına göre, işçinin daha önce ödenen izin ücretinin işe iade sonunda işçinin işe başlaması halinde işçinin kullanmadığı izin hakkına sayılması da doğru olmaz.
    Yıllık izin hakkı anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez, işçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
    Mahkemece, yazılı gerekçe ile davacıya ödenen yıllık izin ücreti bedeli göz önüne alınmaksızın hüküm kurulmuşsa da, davacının emekliliği ile taraflar arasındaki iş sözleşmesi sona ermiştir. Bu durumda, davacının kullanmadığı yıllık izinleri ücrete dönüşmüş olup iş sözleşmesinin devamı sırasında davacıya ödenen miktarın mahsubunun yapılması gerekmektedir.
    Öte yandan, yapılan ödemenin taraflar arasındaki iş sözleşmesine dayalı olarak işçilik alacağı niteliğinde olduğu göz önüne alındığında, bu konuda davalının takas ve mahsup talebinde bulunmasına da gerek bulunmamaktadır.
    SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ