• SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK GELİRİNE DAVACININ İTİRAZ ETMEMEMİŞ OLMASININ DAVALI YARARINA USULİ KAZANILMIŞ HAK DOĞURACAĞI

     
    YARGITAY
    21. HUKUK DAİRESİ
       
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
     2015/7291
    2015/19408
    03.11.2015
    İlgili Kanun / Madde

    6098 S. TBK. /49,51


     
       
    • SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK GELİRİNE DAVACININ İTİRAZ ETMEMEMİŞ OLMASININ DAVALI YARARINA USULİ KAZANILMIŞ HAK DOĞURACAĞI
     
     
    ÖZETİ   Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).
    Somut olayda, sürekli iş göremezlik oranının %40,20 olarak tespit edildiği Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 08.08.2010 günlü kararına davacı itiraz etmemiş ve böylece itiraz etmediği sürekli iş göremezlik oranı davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
    Hal böyle olunca davalı itirazı üzerine yapılan inceleme sonunda belirlenen % 63,00 sürekli iş göremezlik oranının maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde hükme esas alınması davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bozma nedenidir
     
         
                   


    Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 145.954.99 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03/11/2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat K. B ile karşı taraf vekili M. N. A. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    Davacı 28.03.2000 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 56,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
    Mahkemece Adli Tıp Genel Kurulunca belirlenen % 63,00 oranındaki sürekli iş göremezlik esas alınarak davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
    Kocaeli Devlet Hastanesinin 13.11.2008 tarihli özürlü raporuna göre davacının tüm vücut fonksiyon kaybının %56 olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu Tedavi Hizmetleri ve Maluliyet Daire Başkanlığı'nın davacının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranını % 40,20 olarak belirlediği, Kontrol kaydının bulunmadığı, itiraz üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 08.08.2010 günlü kararla sürekli iş göremezlik oranının %40,20 olduğuna karar verdiği, davacının 20.01.2011 günlü celsede buna itiraz etmeyerek dosyanın hesaba gönderilmesini talep ettiği, davalı tarafça ise sürekli iş göremezlik oranının kabul edilmediği, aynı olay nedeniyle ceza yargılaması sırasında Kocaeli üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen raporda iş göremezlik oranının %68 olduğuna ilişkin davacı itirazı ile dosyanın gönderildiği Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu 29.06.2012 günlü raporu ile sürekli iş göremezlik oranını %43,00 olarak belirlediği, bu belirlemeye davacının itirazının bulunmadığı, davalının buna da itiraz etmesi üzerine çelişkinin giderilmesi için gidilen Adü Tıp kurumu Genel Kurulu 17.04.2014 günlü kararında davacıdaki sürekli iş göremezlik oranının % 63,00 olduğunu bildirdiği ve tazminatların Adli Tıp kurumu Genel Kurulunun belirlediği % 63,00 sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak belirlendiği uyuşmazlık konusu değildir.


    Uyuşmazlık davacının maddi ve manevi tazminatının belirlenmesinde esas alınması gereken sürekli iş göremezlik oranının, davacının itiraz etmediği %40,20 mi yoksa davalı itirazı üzerine belirlenen % 63,00 mü olacağı, giderek davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
    Uyuşmazlığın çözümü, "usuli kazanılmış hak" kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır.
    Hukuk Muhakemeleri Kanununda "usuli kazanılmış hak" kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
    Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
    Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış haklan ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan "Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir" hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
    Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
    Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
    Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK.nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E, 19 K).
    Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-6. Baskı, cilt 5, 2001)
    Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).
    Somut olayda, sürekli iş göremezlik oranının %40,20 olarak tespit edildiği Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 08.08.2010 günlü kararına davacı itiraz etmemiş ve böylece itiraz etmediği sürekli iş göremezlik oranı davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
    Hal böyle olunca davalı itirazı üzerine yapılan inceleme sonunda belirlenen % 63,00 sürekli iş göremezlik oranının maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde hükme esas alınması davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bozma nedenidir.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalının sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, davalı yararına takdir edilen 1.100.00. TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz haremin istek halinde davalıya iadesine, 03.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.


     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ