• SİGORTALI SAYILMANIN KOŞULLARI

    İlgili Kanun / Madde
    506 S.SSK/2

    T.C.
    YARGITAY
    10. HUKUK DAİRESİ                                                                        

    Esas No: 2005/2077
    Karar No: 2005/5234
    Tarihi: 10.05.2005         
    l SİGORTALI SAYILMANIN KOŞULLARI

    ÖZETİ: Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmüne göre; bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan kimse anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılır. Bir başka anlatımla, sigortalı ile işveren arasındaki hizmet akdine dayanan, “zaman” ve “bağımlılık” unsurlarını içeren bir iş ilişkisinin varlığı gereklidir.

    DAVA: Davacı, davalılardan işverene ait işlerinde 30.06.2002-01.09.2002 tarihleri arasında geçen ve Sosyal Sigortalar Kurumuna noksan bildirilen çalışmaların tespitine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    Davalı şirketin, özel öğretim kurumu niteliğindeki işyerinde 01.9.2000-01.9.2001 tarihleri arasındaki sürede çalıştırıldıktan sonra, 01.9.2001-01.9.2002 dönemi için yasal gereğe uygun olarak bir yıl için yeniden iş sözleşmesi imzalanan davacının işine 30.6.2001 tarihi itibariyle son verildiği, davacı tarafından imzalanan 05.7.2002 tarihli işten ayrılma ve ibra belgesiyle 21.9.2001-30.6.2002 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ücretlerle kıdem tazminatı ödemeleriyle ibranın belgelendiği, iş akdinin feshi nedeniyle taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık doğmadığı dosya içeriğindeki bilgilerden anlaşılmakta olup; davacının istemi ise, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 32. maddesindeki “Özel öğretim kurumlarında çalışan müdür, diğer yönetici ve öğretmenler ile kurumların kurucuları veya kurucular temsilcisi arasında hizmet akdi en az bir yıl süreli olmak kaydıyla yazılı olarak yapılır.” Düzenlemesi uyarınca, 2002 yılı Temmuz-Ağustos aylarının da sigortalılık süresinden sayılması ve anılan ayların primlerinin işveren tarafından ödenmesi gereğine hükmedilmesidir.
    Mahkemece, 625 sayılı Yasanın 32. maddesi hükmü karşısında, sözleşme içeriğindeki feshe ilişkin düzenlemenin yasaya aykırı olduğu, tüm öğretmenlerin izinde olduğu yaz aylarında iş sözleşmesinin feshinin de Medeni Kanun’un 2. maddesinde tanımını bulan dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesinden hareketle, 01.9.2000-31.8.2002 tarihleri arasındaki dönemin tümünde öğretmen konumunda çalışmanın tespitine karar verilmiştir.
    Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 2.maddesi hükmüne göre; bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan kimse anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılır. Bir başka anlatımla, sigortalı ile işveren arasındaki hizmet akdine dayanan, “zaman” ve “bağımlılık” unsurlarını içeren bir iş ilişkisinin varlığı gereklidir. Davacı ile davalı işveren şirket arasındaki hizmet sözleşmesinin 30.6.2002 tarihi itibariyle son bulduğu, 2002 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında hizmet akdine dayalı bir iş ilişkisinin bulunmadığı, dosyadaki belge ve tanık anlatımlarıyla sabit olduğu gibi, dava dilekçesinde de, gerekçe gösterilmeksizin, yasal düzenlemelere aykırı olarak işten çıkarıldığı bilgisine yer verilmiştir.
    Hizmet akdinin feshine ilişkin koşullarla uygulamanın yasallığının eldeki davada tartışılmasına olanak bulunmadığı, bu konuda herhangi bir çekişmenin yargıya intikal etmediği de gözetildiğinde, davacının hizmet akdine dayalı çalışması bulunmayan dönemde sigortalı kabulüne olanak bulunmadığı özetilmeksizin yazılı gerekçelerle karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 10.05.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ