• REKABET YASAĞI SÖZLEŞMESİ

     
    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
    2012/314
    2014/4831
    17.02.2014
    İlgili Kanun / Madde
    4857 S.İşK/32
       
    • REKABET YASAĞI SÖZLEŞMESİ
    • GÖREVLİ MAHKEMENİN TİCARET MAHKEMESİ OLDUĞU
     
    ÖZETİ  rekabet yasağının belirlenmesinde ticari sırrın ne olduğu uzman mahkemelerce değerlendirilmesi gereken ve piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesiyle kanun koyucu, çok açık bir şekilde 818 sayılı Kanun'un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, veya hukuki sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 Tarih 2011/11-781 Esas- 2012/109 Karar sayılı ilamında  da  hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara ilişkin davaların  6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde ticaret mahkemeleri olduğu  belirtilmiştir.
                Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her safhasında re'sen nazara alınması gerekir.
                Mahkemece birleşen dava tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir
     
                 

    DAVA :Davacı birleşen dosya davalısı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacaklarının ödetilmesine, davalı birleşen dosya davacısı ise, cezai şart alacağının ödetilmesine  karar verilmesini istemiştir.
                Yerel mahkeme, her iki davanın reddine karar vermiştir.
                Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Z.N.K.Peltek tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
                A) Davacı - Birleşen Dosya Davalısının İsteminin Özeti:
                 Davacı işçi vekili;  maaşlarının eksik ödenmesi, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve zorunlu ücretsiz izin kullandırıldığı için iş akdini haklı olarak feshetme gereği duyduğunu savunarak, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret alacağının davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.
                B) Davalı - Birleşen Dosya Davacısının Cevabının ve İsteminin Özeti:
                Davalı şirket vekili; şirketin endüstri ve otomobil boya sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının 17/05/2010 tarihinde kendi irade ve beyanıyla işten ayrıldığını ve ayrılır ayrılmaz aynı sektörde rakip firmada işe başladığını, teknisyenlerin yapmış oldukları görevleri nedeni ile teknik ve mesleki bilgi, donanım ve sırlara sahip olduğunu, ayrıca işverenin müşterilerini de tanıdığını, davalının iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına uymayarak iş akdini fesih edip aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkete geçmekle davacı işverenin ticari bilgi ve sırlarını rakip firmada kullanmak sureti ile mağduriyetine neden olduğunu ileri sürerek rekabet yasağı sözleşmesine dayanan cezai şart talebinde bulunmuştur. 
                C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
                Mahkemece, davacı işçinin ücretlerinin ödendiğinin yapılan bilirkişi incelemesi ile belirlendiği, ücretlerin ödenmiş olması ve ücret alacağı bulunmadığının belirlenmesi sebebiyle davacının buna dayanarak yapmış olduğu hizmet akdi feshinin haksız olduğu, feshin haksız olması sebebiyle davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, ayrıca davacı işçinin ücret alacağının bulunmadığının belirlenmiş olmasa sebebiyle de ücret alacağı talebinin de reddinin gerektiği, sözleşmeye konan cezai şarta ilişkin sözleşme maddesinde yer bakımından ve işçinin yapacağı işin türü bakımından da bir sınırlandırılma getirilmediği, taraflar arasında 2008 Yılında imzalanan iş sözleşmesindeki rekabet yasağının geçerli bir rekabet yasağı maddesi olmadığı gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın  reddine karar verilmiştir. 
                D) Temyiz:
                Kararı taraflar temyiz etmiştir.
                E) Gerekçe:
                1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı-birleşen dosya davalısının tüm, davalı- birleşen dosya davacısı şirketin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
                2-Somut olayda davacı şirket, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle cezai şart istemekte olup, rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlal edilmesi iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkarmaktadır.
                Ayrıca rekabet yasağının belirlenmesinde ticari sırrın ne olduğu uzman mahkemelerce değerlendirilmesi gereken ve piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesiyle kanun koyucu, çok açık bir şekilde 818 sayılı Kanun'un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, veya hukuki sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 Tarih 2011/11-781 Esas- 2012/109 Karar sayılı ilamında  da  hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara ilişkin davaların  6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde ticaret mahkemeleri olduğu  belirtilmiştir.
                Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her safhasında re'sen nazara alınması gerekir.
                Mahkemece birleşen dava tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
                Ayrıca davalı şirketin ünvanının karar başlığında yanlış yazılmasıda isabetsizdir.
                F) Sonuç:
                Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  
     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ