• ÖĞRETİM GÖREVLİSİ İÇİN BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ YAPILMASINI GEREKTİRİR OBJEKTİF SEBEBİN BULUNDUĞU

    YARGITAY
    22. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
     2015/17988
    2015/24575
    10.09.2015
    İlgili Kanun / Madde

    4857 S. İşK. /11


     
       
    • ÖĞRETİM GÖREVLİSİ İÇİN BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ YAPILMASINI GEREKTİRİR OBJEKTİF SEBEBİN BULUNDUĞU
     
    ÖZETİ   Somut olayda,  davalı 2547  sayılı  Yüksek  Öğrenim  Kanunu'nun 31.  maddesi   çerçevesinde   öğretim  görevlisi  olarak  çalıştırılmıştır. Yukarıda   özetlenen  düzenleme   gereğince  taraflar  arasında  belirli  süreli  iş  sözleşmesi  yapılmasını   gerektirir  objektif  neden bulunmaktadır. Sözleşmenin süreli yapılabilmesi anılan kanuni düzenlemeye dayandığından, zincirleme belirli süreli sözleşme yapılması sözleşmeyi belirsiz süreli hale getirmez. Davalı işverenin akademik yılı kapsayacak şekilde belirli süreli iş sözleşmesi yapmasında menfaati bulunmaktadır. Buna göre ders programları belirlenmektedir. İşin bu niteliği itibarıyla her yıl belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren geçerli sebebin bulunduğu kabul edilmelidir. Böyle olunca iş sözleşmelerinin birbiri ardına zincirleme şekilde yapılması iş ilişkisinin belirsiz süreli hale dönüştüğünün kabulünü gerektirmez. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda ve taraflar arasındaki  belirli  süreli   iş sözleşmesinin  süresinin  bitimi  sebebe   ile  sonladığı  dikkate   alındığında davanın reddi gerekirken kabulüne  karar verilmesi isabetsizdir.
                   
     
         
                 


    DAVA   : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
    Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi H. Can tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, 01.09.2004 tarihinde davalıya ait üniversitede yardımcı doçent olarak çalışmaya başlayan davacının 31.08.2013 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, uyuşmazlığın idari yargının konusu olduğu, sözleşmenin süreli olması nedeniyle iade şartlarının oluşmadığı, üniversitenin atama yönetmeliğinin 6. maddesindeki şartları sağlamadığından  sözleşmesinin yenilenmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, iş sözleşmesinin her yıl yenilendiğinden belirsiz süreliye dönüştüğünü  yeniden atanmaya ilişkin belirli  sayıda yayın yapma durumunun sadece davacı insiyatifnde olan bir iş olmadığı gerekeçsi ile davanın kabulüne karar verilmiş,
    Temyiz:
    Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Gerekçe:
    Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin belirli süreli iş sözleşmesinin unsurlarını taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır.
    Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif sebeplerin varlığı gerekir.
    Belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif şartlara bağlı olarak “belirli süreli iş sözleşmesi” yapılabilecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 430. maddesinde ilk defa yapılacak olan sözleşmelerde objektif sebep öngörülmemiş oluşu, önceki özel Kanun  olan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesindeki objektif sebeplerin varlığını ortadan kaldırmaz.
                 4857 sayılı Kanun'un 11. maddesinde, esaslı bir sebep olmadıkça belirli süreli iş sözleşmelerinin birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağı kuralı ile bir ölçüde koruma sağlanmak istenilmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin yapılması ve yenilenmesi, işçinin iş güvencesi dışında kalması sonucunu doğurmamalıdır. Belirli süreli iş sözleşmelerinde, 4857 sayılı Kanun'nn 15. maddesinde değinilen sürenin aşılmaması şartıyla deneme süresi konulabilir.
    2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 31.  maddesinin birinci fırkasında; Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim - öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tananmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler. Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarak fakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarının önerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısı ve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızın ders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesi kadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süre sonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı ve görevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler. Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlar ile meslek yüksek okullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisi atanabilir. Şeklinde   düzenleme  bulunmaktadır. 
         Somut olayda,  davalı 2547  sayılı  Yüksek  Öğrenim  Kanunu'nun 31.  maddesi   çerçevesinde   öğretim  görevlisi  olarak  çalıştırılmıştır. Yukarıda   özetlenen  düzenleme   gereğince  taraflar  arasında  belirli  süreli  iş  sözleşmesi  yapılmasını   gerektirir  objektif  neden bulunmaktadır. Sözleşmenin süreli yapılabilmesi anılan kanuni düzenlemeye dayandığından, zincirleme belirli süreli sözleşme yapılması sözleşmeyi belirsiz süreli hale getirmez. Davalı işverenin akademik yılı kapsayacak şekilde belirli süreli iş sözleşmesi yapmasında menfaati bulunmaktadır. Buna göre ders programları belirlenmektedir. İşin bu niteliği itibarıyla her yıl belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektiren geçerli sebebin bulunduğu kabul edilmelidir. Böyle olunca iş sözleşmelerinin birbiri ardına zincirleme şekilde yapılması iş ilişkisinin belirsiz süreli hale dönüştüğünün kabulünü gerektirmez.Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda ve taraflar arasındaki  belirli  süreli   iş sözleşmesinin  süresinin  bitimi  sebebe   ile  sonladığı  dikkate   alındığında davanın reddi gerekirken kabulüne  karar verilmesi isabetsizdir.
    Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
    HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
    1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2-Davanın REDDİNE,
    3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
    4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı  590,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
    5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kesin olarak 10.09.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ