• İŞE İADE BAŞVURUSUSUNUN SAMİMİ OLMASININ GEREKMESİ

    İlgili Kanun / Madde
    4857 S.İşK/18,21

    T.C
    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ

    Esas No. 2009/8007
    Karar No. 2009/35353
    Tarihi: 15.12.2009                      
     
    l İŞE İADE BAŞVURUSUSUNUN SAMİMİ OLMASININ GEREKMESİ
    l İŞE DEVETE KARŞIN İŞE BAŞLAMAYAN İŞÇİNİN SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİ FESHİN HUKUKİ SONUÇLARINI DOĞURACAĞI
    l SADECE KIDEM İHBAR TAZMİNATI ÖDENECEĞİ

    ÖZETİ: Dairemiz uygulamalarına göre, işçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanununun 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar tazminatı ile koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir.   

    DAVA: Davacı,  itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ş.Çil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalının temyizine gelince:
    Davacı işçi kesinleşen işe iade karalının tebliği üzerine yasal süresi içinde işe iade yönünde başvuruda bulunmuş, davalı işveren davacı işçinin çalıştığı işyerinin devredildiğinden bahsile devralan şirkete ait işyerinde işe başlaması bildirilmiştir. Davacının devralan işveren ait işyerinde işe başlamadığı ve işveren hakkında işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücretler yönünden icra takibi yaptığı dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
    Davalı borçlu icra takibine itiraz etmiş, davacı işçi de itirazın iptali ile takibin devamına dair iş bu davayı açmıştır.
    Mahkemece davacı işçinin işverenin çağrısına rağmen işe başlamadığı ve bu nedenle işe başlatmama tazminatına hak kazanamayacağı, ancak işçinin  işe iade yönündeki başvurusu sebebiyle 4 aya kadar boşta geçen süreye ait ücretin istenebileceği gerekçesiyle kısmen itirazın iptali ile boşta geçen süre ücreti yönünden takibin devamına dair isteğin kabulüne karar verilmiştir.
    Dairemiz uygulamalarına göre, işçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı İş Kanununun 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar tazminatı ile koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir. (Yargıtay 9.HD. 9.3.2009 gün 2007/ 38672 E, 2009/ 6095 K).
    Somut olayda davacı işçiye ihbar ve kıdem tazminatı ödenmiştir. Davaya konu olan istekler işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret olup, yapılan açıklamalara göre davacının işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait isteklere hak kazanması söz konusu olmaz. Böyle olunca davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne dair karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ