• HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ

     
    YARGITAY
    10. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
    2010/6262
    2010/11933
    21.09.2010
    İlgili Kanun / Madde
    5510 S.SGK/106
     
       
    • HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ
      ÖZETİ: Her ne kadar 5510 Sayılı Yasanın 106. maddesinin beşinci bendi ile 24.05.1983 tarihli ve 2829 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun, yürürlükten kaldırılmış ise de anılan kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlar bakımından 2829 Sayılı Yasanın 8. maddesinin uygulanacağı aynı kanunun Geçici 2. maddesi gereği olup, son yedi yıl fiili hizmet süresi içinde en fazla hizmet koşulu yerine en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık halinin esas alınacağı koşulu ise ancak 01.10.2008 tarihinden sonra sigortalı olanlar bakımından geçerli olup, bu hususta 5510 Sayılı Yasanın 53. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece tahsis talebinin 2829 Sayılı Yasanın 8. maddesine göre değerlendirilmesi zorunlu olup, bu husus irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
                 

    Dava, 20.04.1985 tarihli işe giriş bildirgesindeki baba adı ve doğum yerinin düzeltilip, 11 günlük çalışmanın tespiti ile iptal edilen isteğe bağlı sigortalılığın geçerli sayılması ve 10.10.2008 tarihinden itibaren emekli aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkeme, yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum avukatının, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2- Nüfus kaydına göre, davacının, Hüseyin oğlu Kozan 01.12.1960 doğumlu olması, davaya konu 20.04.1985 tarihli işe giriş bildirgesinin davalıya ait işyerinden düzenlenip 14.05.1985 tarihinde kuruma intikal etmesi, davacının adı ve doğum yılına göre düzenlenen giriş bildirgesinde baba adının Durmuş, doğum yerinin ise, Kadirli olarak gösterilmesi, hizmet cetveli ve dönem bordrosuna göre; davacı adıyla ve davacının sigorta sicil numarasıyla ve davalıya ait işyerinden 20.04.1985 giriş 01.05.1985 çıkış olmak üzere 11 günlük çalışmanın kuruma bildirilmiş olmasına, giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerine göre; her hangi bir kimsenin bulunmadığının nüfus müdürlüğü yazılarıyla sabit olup sadece davacıya ait nüfus kaydının gönderilmesi, çalışmanın davacıya ait bulunduğunun iki bordro tanığının beyanı ve işveren ifadesiyle teyit edilmesi karşısında, davaya konu giriş bildirgesinin ve bu bildirgeye dayalı 11 günlük çalışma bildiriminin davalıya aidiyetine dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
    Diğer taraftan, 09.08.1990-27.12.2003 arası dönemde 4818 gün Esnaf Bağ-Kur hizmeti bulunan davacının, yukarıdaki kabul çerçevesinde 11 günlük hizmet süresi de dahil olmak üzere 01.04.1982-30.09.2008 arası dönemde toplam 1081 gün zorunlu SSK’lı çalışmasının bulunması nedeniyle, kurumca, davaya konu giriş bildirgesi ve buna dayalı 11 günlük bildirimin geçersiz sayılıp 1080 gün prim koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle 09.04.2003 tarih 4842 Sayılı Yasa ile değişik 506 Sayılı Yasanın 85. maddesine göre, 01.05.2005-30.03.2008 arası dönemde kabule konu edilen isteğe bağlı 959 gün SSK sigortalılığının geçersizliğine dair işlemin yerinde bulunmadığına ilişkin mahkeme yaklaşımı ayrıca isabetli bulunmuştur.
    Uyuşmazlık, tahsis istemi yönünden değerlendirildiğinde ise, davacının, 09.08.1990-27.12.2003 döneminde 13 yıl 4 ay 18 gün esnaf Bağ-Kur sigortalısı, 01.04.1982-20.03.2005 ve 02.07.2008-30.09.2008 dönemlerinde 1081 gün 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu, 01.05.2005-30.03.2008 arası dönemde ise 959 gün isteğe bağlı SSK sigortalısı olup toplam 6858 gün hizmet süresi bulunmaktadır. Davacının SSK’ya yaptığı 10.10.2008 tarihli yaşlılık aylığı tahsis başvurusu, 4842 Sayılı Yasayla değişik 506 sayılı Yasanın 85. maddesi kapsamında 1080 gün prim koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle isteğe bağlı sigortalılığın geçersizliği ve 2829 sayılı Yasanın 8. maddesi kapsamında son yedi yıl içinde 1261 gün fiili hizmet süresi koşulunun SSK yönünden oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Gerçekten de, 11 günlük kabule konu zorunlu SSK ile geçerliliğine hükmedilen 959 gün isteğe bağlı SSK da dâhil olmak üzere Bağ-Kur sonrası zorunlu ve isteğe bağlı SSK prim sayısının 1196 günden ibaret bulunduğu, dolayısıyla 1261 gün prim koşulunun SSK yönünden gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Esasen bu husus hükme dayanak kılınan bilirkişi raporuyla da belirlenmiş olup, ancak, gerek mahkeme gerekse bilirkişi kabulü, 2829 sayılı Yasanın 8. maddesinin 5510 sayılı Yasanın 106. maddesiyle 01.10.2008 tarihinden itibaren mülga olduğu ve bu nedenle de davacıya 01.11.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği yönündedir.
    2829 sayılı Yasanın 8. maddesinin ilk fıkrası; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir” hükmünü içermektedir. 5754 Sayılı Yasanın 33. maddesiyle değişik 5510 Sayılı Yasanın 53. maddesinin son fıkrası; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malullük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır” hükmünü öngörmektedir. 5754 Sayılı Yasanın 68. maddesiyle ekli 5510 Sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin son fıkrası ise; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına yada bu kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu kanunla mülga 2829 Sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır...” biçiminde düzenlemeye yer verilmiştir. Her ne kadar 5510 Sayılı Yasanın 106. maddesinin beşinci bendi ile 24.05.1983 tarihli ve 2829 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun, yürürlükten kaldırılmış ise de anılan kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlar bakımından 2829 Sayılı Yasanın 8. maddesinin uygulanacağı aynı kanunun Geçici 2. maddesi gereği olup, son yedi yıl fiili hizmet süresi içinde en fazla hizmet koşulu yerine en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık halinin esas alınacağı koşulu ise ancak 01.10.2008 tarihinden sonra sigortalı olanlar bakımından geçerli olup, bu hususta 5510 Sayılı Yasanın 53. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece tahsis talebinin 2829 Sayılı Yasanın 8. maddesine göre değerlendirilmesi zorunlu olup, bu husus irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.  
    O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA,  21.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ