• HAKLI VE GEÇERLİ NEDEN KAVRAMLARININ BİRBİRİNDEN FARKLI OLMASI

    İlgili Kanun / Madde
    4857 S.İşK/25

    T.C
    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ

    Esas No. 2009/8348
    Karar No. 2009/32051
    Tarihi: 16.11.2009                      
      
    l HAKLI VE GEÇERLİ NEDEN KAVRAMLARININ BİRBİRİNDEN FARKLI OLMASI
    l MAHKEME KARARINDA HER İKİSİNİN BİRLİKTE KULLANILAMAYACAĞI

    ÖZETİ: Davacının bu eylemi 4857 sayılı yasanın 25/II-e maddesi kapsamında bağlılık ve doğruluğa uymayan davranış oluşturacağından işverence yapılan feshin geçerli ve haklı nedene dayandığı mahkememizce kabul edilmiştir" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Yerel mahkemece, değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, kararın gerekçe kısmında, feshin haklı ve geçerli nedene dayandığı belirtilmiş olmakla, her iki fesih sebebinin birbirinden farklı kavramlar olduğu göz önüne alındığında, hükmün kendi içinde çelişki içerdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, red hükmünün hangi fesih sebebinin kabulü ile kurulduğu hususu açıklığa kavuşturularak, bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

    DAVA: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
    Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi M.A. Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin, geçerli neden olmadan, davalı işveren tarafından feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin, haklı nedenle feshedildiğini, belirterek, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, "Banka müfettişi tarafından dinlenilen banka müşterileri davacıya ödemeyi nakit olarak yaptıklarını, davacının parayı nakit olarak almasına rağmen kendi kredi kartı ile ödeme yaptığı hususundan haberlerinin bulunmadığını beyan etmişlerdir.
    Davacı da banka müfettişine verdiği ifadesinde kendisine istinat edilen eylemi kabul etmiş ve niçin böyle bir yola başvurduğunu ifadesinde açıklamıştır.
    Olayın banka yetkililerince öğrenilmesi üzerine müfettiş tahkikatı yapılmış, müfettiş tahkikatı sonucunda da disiplin kurulu kararı ile davacının işten çıkarıldığı belirlenmiştir. İşverence yapılan fesih 4857 sayılı yasanın 26.maddesinde belirlenen süre içerisinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Eylemin gerçekleştiğinin belirlenip olayın feshe yetkili organ önüne geldikten sonra süresi içersinde fesih yapıldığı anlaşılmaktadır.
    Feshe neden olarak gösterilen banka müfettişi Ferhat Fahri Hameş' in 14.3.2008 tarihli raporunun 5.sahifesinde 2 nolu bent adı altında belirtilen eylemi davacının gerçekleştirdiği, başka bir anlatımla gişe yetkilisi olarak çalışan davacının OGS fatura bedellerini banka müşterilerinden bedellerini nakit olarak aldığı halde nakit fişi kesmeyip sanki müşteri tarafından kredi kartı ile ödeme yapılmış gibi göstererek davacı kendisine ait kredi kartından ödeme yapmak suretiyle, bu şekilde bir noktada kendisine kredi imkânı sağladığı anlaşılmıştır. Davacının bu eylemi 4857 sayılı yasanın 25/II-e maddesi kapsamında bağlılık ve doğruluğa uymayan davranış oluşturacağından işverence yapılan feshin geçerli ve haklı nedene dayandığı mahkememizce kabul edilmiştir" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
    Yerel mahkemece, değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, kararın gerekçe kısmında, feshin haklı ve geçerli nedene dayandığı belirtilmiş olmakla, her iki fesih sebebinin birbirinden farklı kavramlar olduğu göz önüne alındığında, hükmün kendi içinde çelişki içerdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, red hükmünün hangi fesih sebebinin kabulü ile kurulduğu hususu açıklığa kavuşturularak, bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 16.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ