• GÖREV

    İlgili Kanun / Madde
    4857 S. İşK/25

    T.C
    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ

    Esas No. 2015/24956
    Karar No. 2018/17678
    Tarihi: 08.10.2018

    l GÖREV
    l ÇALIŞANIN SOSYAL GÜVENLİK AÇISINDAN BAĞLI OLDUĞU KURUMUN TEK BAŞINA ÇALIŞANIN HUKUKİ STATÜSÜNÜ BELİRLEYE-MEYECEĞİ
    l SÖZLEŞMELİ PERSONEL OLARAK 657 SAYILI YASANIN 4/B MADDESİNE GÖRE ÇALIŞAN-LARIN İDARİ YARGININ GÖREV ALANINA GİRDİĞİ

    ÖZETİ: 657sayılı Yasanın 4/B maddesinde açıklanan işlerde, özel bir meslek bilgisi ve uzmanlığı olan kişilerin, Bakanlar Kurulu Kararı ile geçici olarak çalıştırılan ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/b maddesi uyarınca genel idare esaslarına göre hizmet yürüten memur ve işçi sayılmayan çalışanlar, sözleşmeli personel olarak ifade edilmelidir. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre sözleşmeli personele 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu uygulanır. Ayrıca 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Kamu İktisadi Teşebbüslerinde sözleşmeli personel çalıştırılmasının esasları belirlenmiştir.
    Sözleşmeli personel kural olarak sosyal güvenlik sistemi açısından memurlar gibi Emekli Sandığına tabidir. Ancak Kamu İktisadî Teşebbüslerinde çalışanlar açısından, işçilikten sözleşmeli personel statüsüne geçiş veya daha önce sözleşmeli personel olarak görev yapanların daha sonra işçi statüsü ile çalıştırılmaları mümkündür. Daha önce işçi olarak çalışan ve Sosyal Sigortalar Kurumuna prim ödeyen çalışanın, görev ve unvanında yükselme sonucu sözleşmeli personel olarak atanması sonrasında dahi, sosyal güvenlik yönünden önceki uygulamaya devam edildiği ve primlerini adı geçen kuruma ödediği görülmektedir. Bazen de bunun aksine Emekli Sandığına bağlı sözleşmeli personelin, sonradan işçi statüsüne geçmiş olmasına karşın, anılan sosyal güvenlik kurumu ile olan bağlantısı devam etmektedir. Bu itibarla, sosyal güvenlik açısından bağlı olunan kurum, çalışanın hukukî statüsünü belirlemek açısından tek başına yeterli olmamaktadır.
    Somut uyuşmazlıkta davacının davalı Üniversite ile hizmet sözleşmesi imzaladığı, sözleşmenin 12. maddesinde “ bu sözleşme , 657 sayılı kanunun 4/B maddesi ve 06.06.1978 tarih ve 7/15754 sayılı kararnamenin 14. maddesi uyarınca akdedilmiştir “denilmekle davacının sözleşmeli personel olarak sözleşme imzaladığı yine dosya içerisinde; 05.03.2014 tarih 779 sayılı davalı Üniversite tarafından yazılan “Üniversitemizde geçici işçi olarak 16.06.1997 tarihinde göreve başlayan ve 15.11.2007 tarihinde 657 sayılı kanunun 4/B maddesine istinaden sözleşmeli personel statüsüne geçerek görevine devam eden ... 19.03.2014 tarihi itibariyle emekliye ayrılmak için dilekçe vermiştir", açıklaması karşısında davacının sözleşmeli personel olarak çalıştığı anlaşılmıştır. Davacının kurum içinde 15.11.2007 tarihinde statüsünün değiştirildiği ve bu tarihten sonra sözleşmeli personel olarak istihdam edildiği davacının imzaladığı sözleşmeden statü değişikliğine ilişkin muvafakati olduğu ... ya bu konuda bildirim yapıldığı dosya içindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında davanın idari yargıda görülmesi gerekirken mahkemece görevsizlik kararı düşünülmeden davanın esasına girilmesi hatalıdır.

    DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmes davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı, 16.06.1997 tarihinden başlayarak ... Üniversitesinde 4/b kapsamında çalıştığını 19.03.2014 tarihinde emekliye ayrıldığını, 21.05.2014 tarihinde iş sonu tazminatının 21.106,24 TL olarak ödendiğini, ancak tazminatından 5.247,61 TL gelir vergisi 201,56 TL damga vergisi kesildiğini, kıdem tazminatı hükmünde olan iş sonu tazminatından kesilen 5.247,61 TL lik gelir vergisi kesintisinin yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir. 
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı, Üniversitenin 01.06.1994 tarih 3993 sayılı kuruluş kanununa göre Devlet üniversitesi olduğunu gelir vergisi kesintisinin yasal olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıdan kesilen iş sonu tazminatının kıdem tazminatı hükmünde olduğu gelir vergisinden müstesna olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 
    D) Temyiz:
    Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 
    E) Gerekçe:
    Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. Görev kamu düzenindendir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır.
    4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, ... konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. 
    Kanunun 2 nci maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez. Taraflar arasındaki çözümlenmesi gereken husus davacı ile Üniversitesi olan davalı arasındaki ilişkinin iş ilişkisine mi, yoksa statü hukukuna mı dayandığıdır. 
    Anayasa’nın 128/1 maddesine göre “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür”. Kamu görevlilerinin kim olduğu ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. Maddesinde açıklanmış, “Kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği” belirtilmiştir.
    657 sayılı Yasanın 4/B maddesinde ise, “kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zarurî ve istisnaî hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, kurumun teklifi üzerine Devlet Personel Dairesi ve Maliye Bakanlığının görüşleri alınarak, Bakanlar Kurulunca geçici olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti” yapanların sözleşmeli personel oldukları açıklanmıştır.399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde, teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda hizmetlerin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürüleceği belirtilmiştir. Anılan maddenin (b) bendinde, “Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda, Devlet tarafından tahsis edilen kamu sermayesinin kârlı, verimli ve ekonominin kurallarına uygun bir şekilde kullanılmasında bulunduğu teşkilat, hiyerarşik kademe ve görev unvanı itibariyle kuruluşunun kârlılık ve verimliliğini doğrudan doğruya etkileyebilecek karar alma, alınan kararları uygulatma ve uygulamayı denetleme yetkisi verilmiş olup aslî ve sürekli görevler genel idare esaslarına göre yürütülür. Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken aslî ve sürekli görevleri; genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul ve daire başkanları, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürleri, müfettiş ve müfettiş yardımcıları ile ekli (1) sayılı cetvelde kadro unvanları gösterilen diğer personel eliyle gördürülür. Bunlar hakkında bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen hükümler dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır” şeklinde kurala yer verilerek, anılan kurumlarda çalışanlar bakımından memur kavramı ortaya konulmuş, (c) bendinde ise, “(b) bendi dışında kalan sözleşmeli personel, teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esasları dışında yürüttükleri hizmetlerinde bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen hukukî esaslar çerçevesinde akdedilecek bir sözleşme ile çalıştırılan ve işçi statüsünde olmayan personel” sözleşmeli personel olarak ifade edilmiştir. 
    Bu anlatıma göre; 657sayılı Yasanın 4/B maddesinde açıklanan işlerde, özel bir meslek bilgisi ve uzmanlığı olan kişilerin, Bakanlar Kurulu Kararı ile geçici olarak çalıştırılan ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/b maddesi uyarınca genel idare esaslarına göre hizmet yürüten memur ve işçi sayılmayan çalışanlar, sözleşmeli personel olarak ifade edilmelidir. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre sözleşmeli personele 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu uygulanır. Ayrıca 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Kamu İktisadi Teşebbüslerinde sözleşmeli personel çalıştırılmasının esasları belirlenmiştir.
    Sözleşmeli personel kural olarak sosyal güvenlik sistemi açısından memurlar gibi Emekli Sandığına tabidir. Ancak Kamu İktisadî Teşebbüslerinde çalışanlar açısından, işçilikten sözleşmeli personel statüsüne geçiş veya daha önce sözleşmeli personel olarak görev yapanların daha sonra işçi statüsü ile çalıştırılmaları mümkündür. Daha önce işçi olarak çalışan ve Sosyal Sigortalar Kurumuna prim ödeyen çalışanın, görev ve unvanında yükselme sonucu sözleşmeli personel olarak atanması sonrasında dahi, sosyal güvenlik yönünden önceki uygulamaya devam edildiği ve primlerini adı geçen kuruma ödediği görülmektedir. Bazen de bunun aksine Emekli Sandığına bağlı sözleşmeli personelin, sonradan işçi statüsüne geçmiş olmasına karşın, anılan sosyal güvenlik kurumu ile olan bağlantısı devam etmektedir. Bu itibarla, sosyal güvenlik açısından bağlı olunan kurum, çalışanın hukukî statüsünü belirlemek açısından tek başına yeterli olmamaktadır. 
    Somut uyuşmazlıkta davacının davalı Üniversite ile hizmet sözleşmesi imzaladığı, sözleşmenin 12. maddesinde “ bu sözleşme , 657 sayılı kanunun 4/B maddesi ve 06.06.1978 tarih ve 7/15754 sayılı kararnamenin 14. maddesi uyarınca akdedilmiştir “denilmekle davacının sözleşmeli personel olarak sözleşme imzaladığı yine dosya içerisinde; 05.03.2014 tarih 779 sayılı davalı Üniversite tarafından yazılan “Üniversitemizde geçici işçi olarak 16.06.1997 tarihinde göreve başlayan ve 15.11.2007 tarihinde 657 sayılı kanunun 4/B maddesine istinaden sözleşmeli personel statüsüne geçerek görevine devam eden ... 19.03.2014 tarihi itibariyle emekliye ayrılmak için dilekçe vermiştir", açıklaması karşısında davacının sözleşmeli personel olarak çalıştığı anlaşılmıştır. Davacının kurum içinde 15.11.2007 tarihinde statüsünün değiştirildiği ve bu tarihten sonra sözleşmeli personel olarak istihdam edildiği davacının imzaladığı sözleşmeden statü değişikliğine ilişkin muvafakati olduğu ... ya bu konuda bildirim yapıldığı dosya içindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında davanın idari yargıda görülmesi gerekirken mahkemece görevsizlik kararı düşünülmeden davanın esasına girilmesi hatalıdır.
    Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilerek davalı Üniversite aleyhine harç ödemesine karar verilmişse de; 
    Kabul ve Uygulamaya göre; 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 56/b maddesine göre “ Üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyetler, istisnalar ve diğer mali kolaylıklardan aynen yararlanırlar” denmekle Harçtan muafiyet 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinde düzenlenmiştir. 13. maddenin j bendi Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan muaf olduğunu hüküm altına almıştır. Davalı ... harçtan muaf olduğundan davalı Üniversiteye harç yükletilmesi de hatalıdır.
    F)SONUÇ:
    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ