• FESİHTE EŞİT İŞLEM BORCUNA AYKIRILIK

    İlgili Kanun / Madde
    4857 S. İşK/18-21

    İSTANBUL
    BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
    28. HUKUK DAİRESİ

    Esas No. 2021/2521
    Karar No. 2022/1090
    Tarihi:  16/06/2022

    lFESİHTE EŞİT İŞLEM BORCUNA AYKIRILIK
    lGEÇERSİZ FESİH

    ÖZETİ:  Her ne kadar davalı tarafça iş akdi İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesi gereğince feshedilmiş ise de, dosyaya sunulan deliller incelendiğinde, tanık beyanlarına göre daha önce de hatalı üretim gerçekleştiği ancak bu konuda herhangi bir disiplin işlemi uygulandığına dair bir delilin dosyada mevcut olmadığı, Davacının çalıştığı vardiyada davacı çalıştığı makineden sorumlu olsa da aynı zamanda kalite kontrol personelinin de ürünleri kontrol etmesi gerektiğinden ve bu kişilerden savunma alınmadığı ve herhangi bir ceza verilmediği anlaşıldığından işverence eşitlik ilkesine de uyulmadığı, ayrıca olayın 03/04/2018 tarihinde gerçekleşmesine rağmen davacının savunmasının 09/04/2018 tarihinde alındığı, 11/04/2018 tarihli disiplin kurulunda ise işten çıkarma cezasının 4 üyeden sadece 1 üyenin imzası ile verildiği, çoğunluğun da sağlanmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre ise davacının kalite kontrol personeli ile eşit oranda sorumlu olduğu buna göre, iş akdinin haklı ya da geçerli nedenle feshedildiği hususu davalı tarafça ispatlanamadığından davalı vekilinin itirazı kabul edilmemiştir.
    İlk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya ve dosya içeriğine uygun olup, aksine itirazların hiçbirisi yerinde görülmemiştir.

    Mahalli mahkemesinden verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla dosya incelendi.
    TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
    İDDİANIN ÖZETİDavalı vekili dava dilekçesinde, Müvekkilinin 08.10.2007 tarihinden itibaren önce davalı iş yerinde muvazaalı şekilde alt işveren gibi görünen Erden Ambalaj Müth. Hizm. Tic. ve San. Ltd. Şti.' nin sigortalısı olarak işe başladığını, devamında 01.09.2010 tarihinde davalı Evyap Sabun Yağ Gliserin San. ve Tic. A.Ş.'de kadrolu olarak 12.04.2018 tarihine kadar kesintisiz şekilde Makine Operatörü olarak çalıştığını, davacının en son net ücreti 1.800 TL olup, ayrıca yemek ve servis haklarının yanında, yakacak, dini bayramlarda 500 TL kadar bayram parası, 200 TL tutarında ayakkabı fişi, 500 TL kadar izin parası, yılda 3-4 kez 100'er TL tutarında erzak yardımı gibi TİS ile belirlenen sosyal haklardan da yararlandığını, 12.04.2018 tarihinde 16: 00-24: 00 vardiyasında iş başı yaptıktan kısa bir süre sonra İ.K.'na çağırılan müvekkilinin işten çıkarıldığı şifahen söylendiği ve iş yeri aracı ile evine gönderildiğini, ardından, noter kanalı ile gönderilen 13.04.2018 tarihli yazılı fesih bildirimine göre "iş yerimizde 03.04.2018 tarihinde 00-08 vardiyasında Operatör Görev Olarak Görev Yaptığınız AİSA5 makinesinde çalıştığınız Arko Traş Sonrası Cool 50 ml üretiminin 17.582 adedinin omuz kaynaklarından patlak olduğu tespit edilmiştir.09/04/2018 tarihinde yapmış olduğunuz savunmanızda hatanızı kabul etmiş bulunmaktasınız. işinize karşı aykırı fiil ve hakaretten dolayı işveren 6.313 TL zarara uğramış ve hizmet aksaması yaşamıştır. Belirtilen nedenle yapılan disiplin soruşturması sonucunda disiplin kurulumuzun vermiş olduğu karara istinaden iş sözleşmeniz 14/04/2018 tarihi itibariyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II maddesi hükmü uyarınca haklı nedenle tazminatsız olarak feshedilmiştir'' ancak ancak feshin maddi ve hukuki dayanağı bulunmadığını, haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığını, yönetim baskısına ve ağır iş baskısına karşı çıkan müvekkilinin iş akdinin feshi ile diğer işçilere göz dağı vermek isteyen davalı işverenliğin, feshe kılıf uydurmak için bu bahaneye tutunduğunu, makinenin ayarının bozulması nedeni ile üretilen traş kremi tüplerinin omuzlarında patlak meydana geldiğini, hatalı ürünlerden dolayı bir miktar zarar meydana geldiğini, müvekkilinden bir miktar savunma istendiğini, kıdem ve ihbar tazminatı dahi ödenmeden iş akdinin sona erdirilmesinin son derece haksız, ölçüsüz ve keyfi olduğunu, feshin geçersizliğini ve işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde, Davacının, Müvekkil Şirkette 01.09.2010 tarihinden 12.04.2018 tarihine kadar "Üretim İşçisi" ve sendikalı mavi yakalı olarak çalıştığını, davacının hizmet sözleşmesi, müvekkil şirket tarafından, 12.04.2018 tarihinde, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/II-ı maddesi ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık başlığı altında düzenlenen, "İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması." gereğince haklı nedenle ve tazminatsız olarak feshedildiğini, fesih bildiriminin davacıya elden tebliğ edilmek istendiğini ancak davacının iddialarının aksine fesih bildirimini teslim almaktan imtina ettiğini, aynı tarihte Müvekkil Şirket çalışanları tarafından da imza altına alındığını, fesih ihtarnamesinin davacıya Kartal 20. Noterliği'nin 12.04.2018 tarih 09344 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, davacının müvekkil şirkette 03.04.2018 tarihinde 00: 00 - 08: 00 vardiyasında Operatör olarak görev yaptığı sırada Aisa5 makinasında çalıştığı Arko Traş Sonrası Cool 50ml üretiminin 17.582 adedinin omuz kaynaklarının patlak olduğunun tespit edildiğini, 09.04.2018 tarihinde konu hakkında davacının savunmasının istendiğini ve davacının yazılı olarak vermiş olduğu savunmasında ' Makinedeki farklı bir arızaya odaklanmam sebebiyle yapmam gereken omuz kaynak kontrolünü yapmadım. bu sebeple omuz kaynakları patlak çalışmasına sebep olmuştur' demekle hatasını ikrar ettiğini, 11.04.2018 tarihli disiplin kurulu toplantısında, davacının omuz kaynaklarının patlak olduğu halde üretime devam etmesi neticesinde müvekkil şirketi 30 günlük ücreti tutarından fazla 6.313.-TL tutarında maddi uğrattığının tespit edilmesi ile davacının hizmet sözleşmesi, 12.04.2018 tarihinde ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle Toplu İş Sözleşmesinin 65. Maddesi c bendi uyarınca ihraç cezası verilmesine oy çokluğu ile karar verildiğini, davacının iddialarının aksine müvekkil şirket tarafından somut olayın hal ve şartlarından mümkün olan en kısa zamanda hasarlı ürünlerin kontrolü ve ayrıştırması yapılarak, 17.582 adet üründe toplam 6.313. -TL maddi zarar olduğu tespit edilmiş ve 11.04.2018 tarihli Disiplin Kurulu kararından sonra (altı iş günü içerisinde) 12.04.2018 tarihinde Davacının hizmet sözleşmesi haklı nedenle tazminatsız olarak feshedildiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmektedirler.
    İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
    1-Açılan davanın KABULÜNE,
    2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
    3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken 5 aylık tazminat miktarının net 12.303,40 TL olarak BELİRLENMESİNE,
    4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının Net 12.124,40 TL olarak davacıya ödenmesi gerektiğinin BELİRLENMESİNE, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan MAHSUBUNA, (Yasal kesintilerin ödeme sırasında dikkate alınmasına)
    5-Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına, karar verilmiştir.

    İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
    İstinaf yoluna başvuran davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri:
    Müvekkili Şirkette ‘Makina Operatörü’ olarak görev yapan Davacı, 03.04.2018 tarihinde 00.00 – 08.00 vardiyasında üretim faaliyetleri ile sorumlu olduğu Aisa5 makinasında çalıştığı sırada gerekli kontrolleri gerçekleştirmemiş ve omuz kaynakları patlak şekilde üretilen 17.582 adet ‘Arko Traş Sonrası Cool 50ml’ ürünün zayi olmasına neden olmuş olduğunu, Bahse konu olay hakkında 09.04.2018 tarihinde Davacının savunması istenmiş, Davacının yazılı olarak vermiş olduğu savunmasında “Makinadaki farklı bir arızaya odaklanmam sebebiyle yapmam gereken omuz kaynak kontrolünü yapmadım. Bu sebeple omuz kaynakları patlak çalışılmasına sebep olmuştur.” şeklindeki beyanı ile Davacı üretim sürecinde gerekli özeni göstermediğini ve hatalı olduğunu açıkça ikrar etmiş olduğunu, Somut olaya ilişkin araştırma ve kontrollerin tamamlanmasının ardından, Müvekkili Şirketin 6.313-TL tutarında zarara uğradığı tespit edilmiş olduğunu, Bunun üzerine 11.04.2018 tarihinde Disiplin Kurulu toplanmış ve Davacının eylemleri ve savunmasında beyan ettiği bilgilerin tümü göz önünde bulundurularakbağlı olduğu Toplu İş Sözleşmesi’nin 65. maddesinin C bendi uyarınca ‘ihraç cezası’ verilmesine karar verilmiş olduğunu, Disiplin Kurulu tarafından ihraç kararı verilmesinden 1 (bir) gün sonra Davacının iş sözleşmesi, Müvekkil Şirket tarafından 12.04.2018 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesinde belirtilen “İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması” sebebiyle haklı nedene dayanılarak tazminatsız olarak feshedilmiş olduğunu,
    Yerel Mahkeme kararında “…Eylemin gerçekleştiği ve savunma isteminin yapıldığı tarihin 03.04.2018 olduğu, fesih işleminin ise 12.04.2018 tarihinde olduğu dolayısıyla fesih işleminin süresi içinde yapılmadığı…” gerekçesiyle hüküm kurulması yerinde olmadığını, Zira feshe yetkili merci olan Disiplin Kurulu’nun 11.04.2018 tarihli kararı değerlendirmeye dahi alınmamış olduğunu,
       Davacı yapması gereken omuz kaynak kontrolünü yapmadığını ve zarara sebebiyet verdiğini ikrar etmiş, Davacı tarafın iddialarının ve bu iddiaların bilirkişi raporunda esas alınmasının aksine, işyerinde operatörler, makinelerin tek kişilik olması sebebiyle yalnızca kendi makinelerinin işleyişi ve üretim aşaması ile sorumlu olup bu husus Davalı ve Davacı tanık beyanları ile sübut bulmuş olduğunu,
       Davacı, vardiya bitiş saati olan 08.00’a kadar, yalnızca kendisine özgülenen makinedeki üretime ilişkin 10-15 dakika aralıklarla gerçekleştirmesi gereken kontrolü 8 saat boyunca gerçekleştirmemiş olup vardiyasının bitiminde dahi tüplerin omuzlarının patlak şekilde üretildiğinden bihaber şekilde çalışma alanından ayrılmış olduğunu, Gündüz vardiyası için işyerine gelen ekip liderinin Davacının makinesinden ses gelmediğini fark etmesiyle birlikte yaptığı uyarı neticesinde gece vardiyasında çıkan ürünlerin omuzlarında patlak olduğu anlaşılmış olduğunu, Üstelik makinede bahse konu üretim hatasının meydana gelmesine neden olacak farklı herhangi bir arıza bildirimi de yapılmamış olduğunu, Yaklaşık 8 senedir Müvekkil Şirket bünyesinde çalışan Davacı, aldığı eğitimler ve tecrübesi dolayısıyla makinelerin işleyişi ile ilgili yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduğunu, Davacı tarafın iddialarının aksine çalışanlar kesinlikle aynı anda birden fazla makineye bakmak zorunda olmadığını, Tüp üretiminin gerçekleştirildiği her bir makine yalnız bir çalışana tahsis edilmiş olup makinenin üretim aşamasındaki sorumluluk o makinenin operatörüne ait olduğunu,
       Kusur oranının belirlenmesinde hangi objektif kriter ve ölçütlerin kullanıldığı ve dağılımın hangi somut veriler ışığında hesaplandığı belirsizliğini koruyan ve çelişkilerle dolu olan bilirkişi ek raporunun Yerel Mahkeme tarafından kurulan hükme esas alınmasının kabulü mümkün olmadığını, belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
    DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve HUKUKİ SEBEPLER:
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.
    Anılan yasal düzenlemeye göre ileri sürülen istinaf sebepleri aşağıda incelenmiştir:
    İlk derece mahkemesince "Mahkememizce öncelikle taraflara usulünce davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış, deliller ibraz ettirilmiş, delil listesinde bildirilmiş olup uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için toplanması gereken belgeler ilgili yerlerden celb edilmiş, bildirilen tanıklar dinlenilmiş, davacıya ait sigorta sicil dosyası, sigortalı hizmet cetveli, sigortalı iş yeri tescil bilgileri, davacının iş yeri şahsi sicil dosyası celp edilerek incelenmiştir.
    Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacının 01/09/2010-12/04/2018 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, iş akdinin davalı işveren tarafından iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırı davranması gerekçe gösterilerek feshedildiği, davacının feshin geçersizliği nedeniyle işe iade davası açtığı görülmektedir.
    Somut olayda öncelikle işe iade davası için belirtilen şekli şartların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmiş, davalı şirkette çalışan davacı işçinin kıdeminin 6 aydan fazla olduğu, sigortalı hizmet listesine göre davalı şirket yönünden en az 30 işçi çalıştırılıyor olması şartlarının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davalı şirkette çalışan davacının yaptığı iş, işyerindeki pozisyonu ve yetkileri yönünden iş güvencesi sistemi dışında kalan işveren vekili sayılamayacağı, davalı tarafın da bu yönde bir itirazının bulunmadığı, netice olarak İş Kanununun 18. maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlandığı görülmüştür. Davacıya fesih bildiriminin yapıldığı tarih 12/04/2018 tarihidir. Davacı tarafça yasal bir aylık süre içerisinde Arabulucuya başvurulduğu,23/05/2018 tarihinde anlaşamadıklarına dair son oturum tutanağının düzenlendiği, yasal iki haftalık süre olan 01/06/2018 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
    Uyuşmazlık, davacının iş akdinin davalı işveren tarafından bildirilen gerekçe ile haklı olarak feshedilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı Yasanın 20/2. maddesinde açıkça, feshin geçerli veya haklı nedenlere dayandığının ispat külfeti davalı işverene verilmiştir. Bu kapsamda davalı işverenin, feshin geçerli veya haklı sebeple gerçekleştirildiğini, kaçınılmaz olduğunu, feshin son çare olması ilkesine uyulduğunu ve fesih için gerekli usul işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini ispatlaması gerekir.
    Her ne kadar dosya içerisine sunulan uyarı ve ikaz yazışmalarından davacının bir takım olumsuz davranışlarının bulunduğu anlaşılsa da derhal fesih hakkının kullanılması için iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunun öğrenildiği tarihten itibaren 6 iş günü geçtikten sonra kullanılamayacağı, eylemin gerçekleştiği ve savunma isteminin yapıldığı tarihin 03.04.2018 olduğu, fesih işleminin ise 12.04.2018 olduğu, dolayısıyla fesih işleminin süresi içerisinde yapılmadığı, diğer taraftan alınan bilirkişi ek raporunda davalının uğramış olduğunu beyan ettiği 6313 TL zarardan kusur oranına göre davalıya düşen payın 1262,60 TL olduğunun tespit edildiği, bu miktarın davalının aylık çıplak net ücretinin altında kaldığı, olayda sorumluluğu olan diğer çalışanların davacıyla eşit muamele gördüklerine dair bir bilgi veya belgenin davalı tarafça dosyaya sunulmadığı, tüm bu nedenlerle yapılan feshin geçersiz olduğu kanaatine varılmış, davacı tarafından açılan işe iade davasının kabulüne, feshin geçersizliğine, davacının süresinde işe başlatılmaması halinde işverence ödenmesi gereken tazminat tutarının (kıdemi ve fesih sebebi dikkate alınanarak) 5 aylık net ücreti tutarında belirlenmesine, kararın kesinleşmesine kadar geçecek olan en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin gerektiğine ilişikin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. " şeklinde karar verilmiş olup, süresinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
       Davalı vekili iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesinde belirtilen “İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması” sebebiyle haklı nedene dayanılarak tazminatsız olarak feshedilmiş olduğunu belirterek itiraz etmiştir. Dosya kapsamına göre, Makina Operatörü olan davacının kendi vardiyası olduğu tarihte ve üretim faaliyetleri ile sorumlu olduğu Aisa5 makinasında çalıştığı sırada üretimi yapılan17.582 adet ‘Arko Traş Sonrası Cool 50ml’ ürünün omuz kaynakları patlak şekilde üretilmesi olayında kusurlu bulunarak iş akdinin feshedildiği görülmüştür. Her ne kadar davalı tarafça iş akdi İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesi gereğince feshedilmiş ise de, dosyaya sunulan deliller incelendiğinde, tanık beyanlarına göre daha önce de hatalı üretim gerçekleştiği ancak bu konuda herhangi bir disiplin işlemi uygulandığına dair bir delilin dosyada mevcut olmadığı, Davacının çalıştığı vardiyada davacı çalıştığı makineden sorumlu olsa da aynı zamanda kalite kontrol personelinin de ürünleri kontrol etmesi gerektiğinden ve bu kişilerden savunma alınmadığı ve herhangi bir ceza verilmediği anlaşıldığından işverence eşitlik ilkesine de uyulmadığı, ayrıca olayın 03/04/2018 tarihinde gerçekleşmesine rağmen davacının savunmasının 09/04/2018 tarihinde alındığı, 11/04/2018 tarihli disiplin kurulunda ise işten çıkarma cezasının 4 üyeden sadece 1 üyenin imzası ile verildiği, çoğunluğun da sağlanmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre ise davacının kalite kontrol personeli ile eşit oranda sorumlu olduğu buna göre, iş akdinin haklı ya da geçerli nedenle feshedildiği hususu davalı tarafça ispatlanamadığından davalı vekilinin itirazı kabul edilmemiştir.
    İlk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya ve dosya içeriğine uygun olup, aksine itirazların hiçbirisi yerinde görülmemiştir.
    İlk derece mahkemesi kararına dayanak bilirkişi raporu dosya içeriği ile uyumludur ve hükme esas alınmaya yeterlidir, aksine itirazların hiçbirisi yerinde görülmemiştir.
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesinin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
    B-Kamu düzeni açısından maddi-hukuki durumun incelenmesinde; ilk derece mahkemesinin kararında Dairemizce re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık hallerinden hiç birisinin bulunmadığı saptanmıştır.
    HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
    İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1,b-1. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
    Alınması gerekli 80,70TL istinaf karar harcından peşin alınan59,30TL harcın mahsubu ile bakiye 21,4TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
    Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
    İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
    Karar tebliğ ve harç müzekkeresi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
    Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, 16/06/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ