• FAZLA ÇALIŞMANIN PUANTAJ KAYITLARINA DAYANMASI

     
    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
    2009/14673
    2011/15021
    23.05.2011
    İlgili Kanun / Madde
    4857 S.İşK/41
       
    • FAZLA ÇALIŞMANIN PUANTAJ KAYITLARINA DAYANMASI
    • FAZLA ÇALIŞMADAN YAPILAN İNDİRİM NEDENİYLE RET VEKALET ÜCRETİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ
      ÖZETİ Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş, bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
    davalı tarafından dosyaya puantaj kayıtları ibraz edilmiştir. Puantaj kayıtlarının incelenmesinde davacının hafta tatillerinde ve genel tatillerde çalışmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından imzalı puantaj kayıtlarının davacıya gösterilerek diyecekleri sorularak imzaya itiraz edilmesi halinde imza incelemesi yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır
     
                 


    DAVA                                   :Davacı,  kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
                                        Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
                                        Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi İ. Tav tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Davacı, 6.1.1998 -  25.06.2005 tarihleri arasında davalı yanında sürekli iş akdi ile çalıştığını, kısa bir süre yine davalı şirket ile aralarında organik bağ olan Madam Mode San. Tic. Ltd. Şirketinde çalıştırıldığını, 2005 yılı Ocak ayından itibaren fazla mesai ücretinin eksik ödenmesi (birebir olarak ödenmesi), haksız olarak ücretinde tenzilata gidilmesi ve asgari ücretin altında ücret verilmek istenmesi nedeni ile iş akdini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, genel tatil ücreti ve ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, davacının 24.07.1998 tarihinde müvekkili şirkette işe başladığını, 02.02.2003 tarihinde başka bir işyerinde daha iyi şartlarla iş bulduğunu ve orada çalışacağını beyan ederek şirketten ayrıldığını, şirketten ayrıldıktan 2.5 ay sonra müvekkili şirkete gelerek ihtiyaç varsa tekrar müvekkili şirkette çalışmak istediğini beyan ettiğini, iş müracaatında bulunduğunu, 24.04.2003 tarihinde işe başladığını, davacının izinsiz ve mazeretsiz olarak işyerine haber dahi vermeden, tamamen keyfi bir şekilde mesai saatleri içerisinde işe gelmemesi ve bu durumun işyeri çalışma düzenini bozması, performansın ve verimliliğin düşmesine neden olması, diğer işçilere kötü emsal teşkil etmesi nedeni ve bu konuda sözlü uyarılmasına rağmen aynı davranışta devam etmesi nedeni ile iş akdinin 02.08.2005 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunun 25/II-g maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davacının ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanmasının mümkün olmadığını,  çalışma gün ve saatlerinin Serbest Bölgeler Mevzuatına göre Çalışma Esasları adı altında düzenlendiğini, haftalık toplam 45 saat çalışma yapıldığını, haftalık çalışma süresinin üzerinde herhangi bir çalışma yapılmadığını, çalıştığı sürelere ait tüm ücretlerini aldığının dosyada bulunan ve davacının hiçbir itirazi kayıt ileri sürmeksizin imzalamış bulunduğu ücret bordroları, puantaj çizelgeleri ve ücret hesap pusulaları ile de sabit olduğunu, davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararı yasal süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
    1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre,   davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2. Davacı işçinin hafta tatili ve genel tatil ücretlerine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
    4857 sayılı İş Kanununun 46. maddesinde işçinin, tatil gününden önce aynı yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde 24 saat dinlenme hakkının bulunduğu açıklanmıştır. İşçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiştir.
    Hafta tatili izni kesintisiz en az 24 saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez.
    Ayrıca, hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin 24 saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
    2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3. maddesine göre hafta tatili Pazar günüdür kural bu şekilde olmakla birlikte, işçiye Pazar günü dışında hafta tatili izni kullandırılması mümkündür. 
    Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi,  hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
    Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak,  sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
    İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde,  hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazı kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
    Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
    Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak,  hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
    Dairemiz kararlarında hafta tatili ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmişse de(Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/ 17722 E, 2010/ 3192 K.) işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusu arttırdığı aşamada mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilenememektedir. Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan red sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır.  Yine daha önceki kararlarımızda hafta tatili ücretlerinden indirim sebebiyle red vekâlet ücretine hükmedilmekte ancak Borçlar Kanununun 325/son, 161/son maddeleri ile 43 ve 44. maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine karar verilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde bir kurala yer verilmediğinden Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve hafta tatili ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
    3.Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
    4857 sayılı İş Kanununun 47. maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği,  tatil yapılmayarak çalışıldığında ise,  ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır.
    2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2. maddesinde resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır. Buna göre genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan 3.5 günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan 4.5 günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü ise, 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden 1.5 gündür. 2429 sayılı yasanın 2. maddesinde 5892 sayılı yasayla yapılan değişiklik sonucu 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir
    Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
    Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda,  tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir.
    İmzalı ücret bordrolarında ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yazılı delille kanıtlaması gerekir. 
    Ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı  imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
    Ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
    Dairemiz kararlarında bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmişse de(Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/ 17722 E, 2010/ 3192 K.) işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusu arttırdığı aşamada mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilenememektedir. Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan red sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır.  Yine daha önceki kararlarımızda bayram ve genel tatili ücretlerinden indirim sebebiyle red vekâlet ücretine hükmedilmekte ancak Borçlar Kanunu’nun 161/son, 325/son maddeleri ile 43 ve 44. maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde bir kurala yer verilmediğinden Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş, bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
    Somut olayda; davalı tarafından dosyaya puantaj kayıtları ibraz edilmiştir. Puantaj kayıtlarının incelenmesinde davacının hafta tatillerinde ve genel tatillerde çalışmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından imzalı puantaj kayıtlarının davacıya gösterilerek diyecekleri sorularak imzaya itiraz edilmesi halinde imza incelemesi yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
    4.Davacı dava dilekçesinde, 2005 yılı Ocak ayından itibaren fazla mesai ücretlerinin eksik ödendiğini ileri sürmüştür. Bilirkişi tarafından davacının tüm çalışma süresine göre hesaplama yapılmış olup mahkeme tarafından bu rapora itibar edilerek karar verilmiştir. Mahkemece talep aşılarak dava konusu isteklere davacının çalışma süresine göre karar verilmesi HUMK'nun 74.maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırıdır.
    5.Bilirkişi tarafından izin ücreti 164 TL, ücret alacağı ise 287 TL olarak hesaplanmıştır. Davalı tarafından yargılama sırasında izin ücretinin 194 TL, ücret alacağının ise 346 TL olarak davacı adına banka hesabına yatırıldığı hususu da mahkemenin kabulündedir.
    Mahkemece bilirkişi raporu ve davalı tarafından yapılan ödemeler hep birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
                   SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ