• BOZMADAN SONRA ISLAH YAPILAMAYACAĞI

     
    YARGITAY
    22. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
    2014/871
    2014/949
    27.01.2014
    İlgili Kanun / Madde
    6100 S. HMK/177
       
    • BOZMADAN SONRA ISLAH YAPILAMAYACAĞI
    •  
     
    ÖZETİ  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca,  ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
                Yargıtay İçtihatların Birleştirilmesi Büyük Genel Kurulunun 04.02.1948 tarih ve 10/3 sayılı kararında da Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı ifade edilmiştir.
                Somut olayda, davacı vekilince bozma öncesi yapılan yargılamada dava konusu alacaklar  yönünden ıslah yapılmamasına rağmen,  mahkemece bozma sonrası  yapılan  ıslah doğrultusunda dava konusu alacakların hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
                Bozma kararından sonra yapılan yargılamada, ıslah yoluyla müddeabih arttırılamayacağından, davacının dava konusu edilen alacaklara hak kazandığı sonucuna ulaşılması halinde dava dilekçesinde talep edilen miktara hükmedilmesi gerekirken, ıslah edilen miktarların hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
     
                 

    DAVA :           Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
                             Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
                             Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Yücesoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
                Davacı İsteminin Özeti:
                Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, izin, vergi iadesi ve fazla çalışma alacaklarını istemiştir.
                Davalı Cevabının Özeti:
                Davalı, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
                Mahkeme Kararının Özeti:
                Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
                Kararın, taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 06.12.2012 tarihli, 2012/7839 esas ve 2012/27364 karar sayılı ilamı ile; davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile  davacı temyizi yönünden hizmet süresinin 04.12.2007-27.04.2009 olarak esas alınması gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
                Bozmaya uyan mahkemece,  bilirkişiden ek rapor aldırıldıktan sonra davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
                Temyiz:
                Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.
                Gerekçe:
                1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
                2-Davalı temyizi yönünden; bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı taraflar arasında ihtilaflıdır.
                6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca,  ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
                Yargıtay İçtihatların Birleştirilmesi Büyük Genel Kurulunun 04.02.1948 tarih ve 10/3 sayılı kararında da Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı ifade edilmiştir.
                Somut olayda, davacı vekilince bozma öncesi yapılan yargılamada dava konusu alacaklar  yönünden ıslah yapılmamasına rağmen,  mahkemece bozma sonrası  yapılan  ıslah doğrultusunda dava konusu alacakların hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
                Bozma kararından sonra yapılan yargılamada, ıslah yoluyla müddeabih arttırılamayacağından, davacının dava konusu edilen alacaklara hak kazandığı sonucuna ulaşılması halinde dava dilekçesinde talep edilen miktara hükmedilmesi gerekirken, ıslah edilen miktarların hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
                3-Davacı temyizine gelince; ücret ve fazla çalışma alacaklarına uygulanması gereken faiz türü hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
                4857 sayılı İş Kanunu'nun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 34. maddesinde, gününde ödemeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret geniş anlamda ücret olup, çalışma karşılığı ücretler ile ikramiye, pirim, jestiyon ve benzeri ödemeler ve fazla çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dahildir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok dört aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı Kanun'un 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır.
                Somut olayda; mahkemece  hüküm altına alınan ücret ve fazla çalışma alacaklarına mevduata uygulanan en yüksek faiz  uygulanması gerekirken, bu yön gözetilmeden anılan alacaklara kanuni faiz uygulanması hatalı olup,  kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
                Sonuç:
                Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden  dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ