• 4857 SAYILI YASA DÖNEMİNDE OLUŞMAYAN EYLEM NEDENİYLE FESİH

    YARGITAY
    9. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
    2004/22251
    2005/3652
    08.02.2005
    İlgili Kanun / Madde
    4857 S.İşK/18-21
     
     
    • 4857 SAYILI YASA DÖNEMİNDE OLUŞMAYAN EYLEM NEDENİYLE FESİH
    • ŞAHSİ MENFAAT SAĞLANMAMIŞ OLMASI
    • GEÇERSİZ FESİH

     
      ÖZETİ: 4857 ve hatta 4773 sayılı kanun döneminde oluşmayan bir eylemden dolayı geçerli fesih nedenine dayanılması mümkün olmadığı gibi şahsi menfaat sağlanmayan bankacılık işleminin yapıldığı tarihten itibaren 4857 sayılı İş Kanununun 26.maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra anılan Kanunun 25/II.maddesi uyarınca davalı tarafından feshedilmesi haklı olarak kabul edilemez.
                 

    DAVA:                      Davacı,   feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
                                       Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
    Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Davacı vekili müvekkilinin davalı bankanın Bakırköy Şubesinde çalışırken 2.1.2001 tarihinde yeğenine ait hesaptaki parayı sahte faks talimatı ile kardeşinin hesabına aktarması nedeniyle 24.10.2003 tarihinde yapılan bildirim ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e-i maddesi uyarınca feshedildiğini, feshin süresinde olmadığı gibi geçerli bulunmadığından işe iade ile tazminat ve boşta geçen süre ücretinin tespitini istemiştir.
    Davalı feshin haklı ve süresinde bulunduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece davalı tarafından iş sözleşmesinin haklı ve süresinde feshedildiği fesih süresinde kabul edilmese de dayanılan sebebin geçerli fesih nedeni oluşturduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
    Karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
    Davacının 2.1.2001 tarihinde sahteliği iddia edilen faks talimatına dayanarak yeğeni Özgül Ulucan'a ait hesaptaki parayı kardeşi Erol Ulucan'ın hesabına aktardığı, 19.2.2001 tarihinde Özgül Ulucan'ın söz konusu parayı davalı bankadan talep ettiği davalı bankanın 28.2.2001 tarihli noterden çektiği cevabi ihtarname ile talebi reddetmesi üzerine icra takibi başlattığı, davalı bankanın ödeme emrine itiraz etmesi üzerine Asliye Ticaret Mahkemesinde Özgül Ulucan'ın açtığı 28.3.2001 tarihinde itirazın iptali davasında yapılan bilirkişi incelemesinde faks talimatındaki imzanın Özgül Ulucan'a ait olduğunun belirlendiği ancak itiraz üzerine alman bilirkişi raporunda imzanın anılan kişiye ait olmadığının tesbit edilmesi üzerine davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı bankaca icranın geri bırakılması talepli temyiz edildikten sonra davacıdan 18.7.2003 tarihinde savunma alındığı 21.10.2003 tarihli disiplin kurulu kararma dayanarak 24.10.2003 tarihli bildirim ile davacının iş sözleşmesi feshedilmiştir.
    Davacının faks talimatındaki imzanın yeğeni Özgül Ulucan'a aidiyatı konusunda yanılmış olması, alman birinci bilirkişi raporu karşısında savsama olarak nitelendirilemez. Öte yandan davacının yaptığı bu işlemden sonra terfi ettirilmesi, davranış ve yeterlilik yönünden iş akışını olumsuz yönde etkileyecek bir durumun söz konusu olmadığını göstermektedir.
    Kaldı ki, 4857 ve hatta 4773 sayılı kanun döneminde oluşmayan bir eylemden dolayı geçerli fesih nedenine dayanılması mümkün olmadığı gibi şahsi menfaat sağlanmayan bankacılık işleminin yapıldığı tarihten itibaren 4857 sayılı İş Kanununun 26.maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra anılan Kanunun 25/II.maddesi uyarınca davalı tarafından feshedilmesi haklı olarak kabul edilemez.
    Bu durumda mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve 4857 sayılı İş Kanununun 20/3 .maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
    HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle,
    l-)İstanbull.İş Mahkemesinin 23.6.2004 tarih E.2003/874 K.2004/874 Sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
    2-)Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
    3-)Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi,fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının dört aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine,
    4-)Davacının işe iade için süresi içinde işverene başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
    5-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
    6-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 350 YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
    7-)Davacı tarafından yapılan 24.25 YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
    8-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 8.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ