• TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİSİ

    İlgili Kanun/md:

    Yargıtay Kararları – Çalışma ve Toplum, 2021/3

    İlgili Kanun / Madde

    6356 S. STK/41

     

    T.C.

    YARGITAY

    9. Hukuk Dairesi 

     

    Esas No. 2020/9069

    Karar No. 2021/5948 

    Tarihi: 11/03/2021

     

     TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİSİ

     YETKİ BAŞVURUSUNDAN SONRA YAPILAN İŞKOLU DEĞİŞİKLİĞİNİN BİR SONRAKİ DÖNEM İÇİN SONUÇ DOĞURACAĞI

     

    ÖZETİ: Toplu iş sözleşmesi yetkisi ise, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir.

    6356 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince yetki başvuru tarihinden sonraki işkolu değişikliği mevcut uyuşmazlık bakımından dikkate alınamayacağından, söz konusu işkolu tespit kararının sonuca etkisi bulunmamaktadır.

     

    DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Davacı İsteminin Özeti:

    Davacı vekili; davalı Türkiye Denizciler Sendikasının 12.01.2015 tarihinde müvekkili işverene ait ‘Tilki Çatağı Mevkii Sultanköy Belediyesi Marmara Ereğlisi/Tekirdağ" adresinde kurulu bulunan işyerinde toplu İş sözleşmesi yapmak için diğer davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na müracaat ettiğini, anılan Bakanlığın 20.01.2015 tarihli yazısı ile işyerinde çalışan toplam işçi sayısının 40 (kırk), üye sayısının ise 23 (yirmi üç) olduğu tespitiyle davalı Sendikasının toplu iş sözleşmesi için gerekli çoğunluğu sağladığını tespit ettiğini, tespit yazısının 26.01.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı Sendikanın, “16- Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk” işkolunda örgütlü bir sendika olduğunu, oysa SGK sicil numarasından da açıkça görüleceği üzere bu işyerinin 15 nolu taşımacılık işkoluna kaydedildiğini, nitekim 252240101105961005909-04 sicil numarası ile işlem gören müvekkili Şirketin tehlike sınıfı kodu 52.24 olup bu sınıf kodu İşkolları Yönetmeliği'ne göre işyeri 15-Taşımacılık işkoluna girdiğini, bu nedenle 16 nolu işkolunda faaliyet gösteren davalılardan Denizciler Sendikasının işyerinde yetki alması yasal olarak mümkün olmadığından bu durumun kanuna açıkça aykırı olduğu, her ne kadar Bakanlık yetki tespiti yazısında müvekkil Şirket işyeri SGK numarasını "1059610.0591” şeklinde, işkolunu gösteren hanelere (252240101) yer vermeksizin eksik yazmış olsa da Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre işyerinin 15 nolu işkolunda tescil edildiğini, şirket işyerinin 16 nolu Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk İşkoluna dahil olmasının mümkün olmadığını, Şirkette esas olarak boru hattı ile ham petrol, rafine petrol ve petrol ürünleri taşımacılığı, istasyonlara akaryakıt tedariki, akaryakıt tanklarına EPDK kuralları gereği zorunlu olan “Ulusal Marker" ekleme, laboratuar analizlerinin yapılması ve harmanlamadan sonra dinlendirme işleri, İstasyonlara ait tankerlere yakıtın yüklenmesi, yükleme sırasında “Ulusal marker”, katkı ve etanol enjeksiyonun yapıldığını, işyerinde yapılan faaliyetlerin 16 nolu işkolu ile hiçbir ilgisi bulunmadığını iddia ederek yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı Cevabının Özeti:

    Davalılar, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    İstinaf Başvurusu:

    İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalılar istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

    Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:

    Bölge Adliye Mahkemesince kurulan ilk hükümde İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, bu karar Dairemizin 24/06/2020 tarihli ilâmıyla araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, bozma sonrasında yapılan yargılamada ise davanın kabulü ile yetki tespitinin iptaline karar verilmiştir.

    Temyiz:

    Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davalılar temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

    Gerekçe:

    Toplu iş sözleşmesi kavramı Anayasa'nın 53 üncü maddesinde düzenlenmiştir. “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı maddenin birinci fıkrasına göre “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.”

    Toplu iş sözleşmesi yetkisi ise, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir(Günay, Cevdet İlhan: İş Hukuku Yeni İş Yasaları, Ankara, 2013, s.942).

    6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun “Yetki” başlıklı 41 inci maddesinin birinci fıkrasına göre “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.”

    6356 sayılı Kanun'un “Yetki Tespiti İçin Başvuru” başlıklı 42 nci maddesine göre ise “Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir. Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir. İşçi sendikasının yetki şartlarına sahip olmadığının ya da işyerinde yetki şartlarına sahip bir işçi sendikasının bulunmadığının tespiti hâlinde, bu bilgiler sadece başvuruyu yapan tarafa bildirilir. Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz…”

    Yine aynı Kanun'un “Yetki İtirazı” başlıklı 43 üncü maddesine göre de;

    “(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir.

    (2) İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde birinden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz.

    (3) İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.

    (4) 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birini üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır.

    (5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.”

    Somut uyuşmazlıkta, davalı Bakanlığın 20/01/2015 tarihli yetki tespiti kararı ile davacı şirkete ait 1059610 ve 1140490 sicil numaralı işyerlerinde 12/01/2015 başvuru tarihi itibariyle davalı sendikanın yarıdan fazla çoğunluğu sağladığı tespit edilmiştir.

    Davacı işverenin temel itirazı tespit konusu 1059610 sicil numaralı işyerinin, lehine olumlu tespit kararı verilen işçi sendikasının faaliyet gösterdiği işkolundan farklı işkolunda yer aldığına ilişkindir.

    Öncelikle belirtmek gerekir ki, tespite esas alındığı belirtilen 1140490 sicil numaralı birimde başvuru tarihi itibariyle çalışan işçi bulunmadığından, söz konusu birimin işyeri niteliği bulunmamaktadır. Buna göre söz konusu birimin yetki tespitine esas alınması doğru olmadığından, incelemenin 1059610 sicil numaralı işyerine hasredilmesi gerekmektedir.

    6356 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre “Yeni bir toplu iş sözleşmesi için yetki süreci başlamış ise işkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olur. İşkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetki tespit davalarında bekletici neden sayılmaz.” Hükmün madde gerekçesinde de “...İşkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetki tespit davalarında bekletici neden sayılmayacaktır. Bu hüküm ile işkolu itirazlarının toplu sözleşme yapma sürecini gereksiz şekilde uzatması ve zaman zaman bu itirazların toplu sözleşme sürecini kilitlemek için kötüye kullanılması önlenmek istenmiştir.” hususları ifade edilmiştir.

    Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre, davalı sendikanın “Gemi yapımı ve deniz taşımacılığı, ardiye ve antrepoculuk” işkolunda faaliyet gösterdiği, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından getirtilen kayıtlara göre de yetki tespitine konu 1059610 sicil numaralı işyerinin de “Gemi yapımı ve deniz taşımacılığı, ardiye ve antrepoculuk” işkolunda tescil edildiği, yetki tespit tarihinde de belirtilen işkolunda yer aldığı anlaşılmaktadır.

    Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre Bakanlık yetki tespiti isabetli olduğundan ve davacı işverenin işkolu itirazının mevcut uyuşmazlık bakımından dikkate alınamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

    Son olarak belirtmek gerekir ki, her ne kadar 13/03/2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlandığı üzere davacı işverene ait 1059610 sicil numaralı işyerinin “Gemi yapımı ve deniz taşımacılığı, ardiye ve antrepoculuk” işkolunda yer aldığına dair işkolu tespit kararı verildiği, bu işkolu tespitine itiraz edildiği, mahkemece söz konusu işyerinin “Petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç” işkolunda yer aldığının tespitine karar verildiği ve kararın Dairemizin 16/01/2019 tarihli ilâmıyla onanmak suretiyle kesinleştiği görülmüş ise de, 6356 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince yetki başvuru tarihinden sonraki işkolu değişikliği mevcut uyuşmazlık bakımından dikkate alınamayacağından, söz konusu işkolu tespit kararının sonuca etkisi bulunmamaktadır.

    Belirtilen sebeplerle, 6356 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, hükümlerin bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

    HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;

    1-Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2-Davanın REDDİNE,

    3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 59,30 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 31,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 

    4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı Sendikanın yaptığı 95,75 TL, davalı Bakanlığın yaptığı 337,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,

    5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 4.080,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

    6-Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.03.2021 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

     

    2206

     

     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ