• FAZLA ÇALIŞMA TAHAKKUKLARI YAPILMIŞ İMZALI ÜCRET BORDROLARININ AKSİNİN EŞ DEĞER YAZILI BELGE İLE KANITLANA-BİLECEĞİ

    İlgili Kanun / Madde
    4857 S. İşK/41

    T.C
    YARGITAY
    22. Hukuk Dairesi

    Esas No. 2017/15173
    Karar No. 2018/21706
    Tarihi: 10.10.2018

    l FAZLA ÇALIŞMA TAHAKKUKLARI YAPILMIŞ İMZALI ÜCRET BORDROLARININ AKSİNİN EŞ DEĞER YAZILI BELGE İLE KANITLANA-BİLECEĞİ
    l İMZALI ÜCRET BORDROSU BULUNAN DÖNEMLERİN FAZLA ÇALIŞMA HESABINDA DIŞLANMASININ GEREKMESİ BU DÖNEMİN MAHSUPLU HESAPLANAMAYACAĞI

    ÖZETİ: İşçinin fazla çalışma ücreti alacağından indirim yapılması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Fazla çalışma ücretinin yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilinde olup, söz konusu talebin yazılı delil dışında ispatlanması halinde; işçinin uzun süre aynı şekilde çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, işçinin izinli, mazeretli ve tatil günlerinde dinlenme hakkını kullanmadan yıllarca sürekli çalıştığının düşünülemeyeceği göz önüne alınarak hüküm altına alınan fazla çalışma ücreti alacağından dosya içeriğine uygun bir indirim yapılması gerektiği Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile benimsenmiştir. Bu açıklamaya göre, talebin yazılı delillerle ispatı söz konusu olduğunda Mahkemece hüküm altına alınacak fazla çalışma ücreti alacağından indirime gidilemeyeceği açıktır

    DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı, fazla mesai ücreti alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Gerekçe:
    1-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı ve yapmışsa miktarının ne olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
    Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. 
    Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. 
    İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödemenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
    Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; araç muayene raporları ve davacı tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde denilerek tanık beyanlarına göre davacının davalı işyerinde çalıştığı süre boyunca ilk çalışmaya başladığı tarihten işyerinin randevulu sisteme geçtiği 2012 yılı Ağustos ayına kadar hafta içi 08.30-22.00 saatleri arasında çalıştığı, 2012 yılı Ağustos ayından itibaren ise hafta içi 08.30-19.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilmek ve ilk dönem için davacı tarafın dava dilekçesindeki haftalık 25 saatlik fazla çalışma talebi dikkate alınmak suretiyle fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmıştır. Belirtmek gerekir ki, davacı tanıkları aynı taleplerle dava açan kişilerdir, fakat dava konusu alacağın ispatı noktasında dosyada yan deliller de mevcuttur.
    Bilirkişi hesaplama yaparken, işyeri kayıtlarının da değerlendirildiğini ve tanık beyanlarına göre çalışma saatlerinin belirlendiğini ifade etmiş ise de, bilirkişi raporunda muayene raporu saatlerinin tetkikinde davacının gün içerisinde birden fazla aracın muayene raporunu aldırdığı, son araç muayene saatlerinin ay içerisinde sürekli değişiklik gösterdiği, bazı günlerde az da olsa 20.00, 21.00, 22.00 saatlerinde de araç muayene raporu alındığı tespit edilmiştir. Buna göre, 2012 yılı Ağustos ayına kadar ki ilk dönem için davacının çalışmasının sürekli olarak saat 22.00’de sona erdiğinin kabulü isabetli olmayıp, hem kayıtlar hemde taraf tanık beyanları birlikte değerlendirilerek bu dönem için davacının haftanın 6 günü 08.30-19.30 saatleri arasında çalıştığının kabulü dosya içeriğine göre daha uygun olacaktır. 
    Diğer yandan, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma tahakkuku bulunan dönemlerin dışlanmadığı, yapılan hesaplamadan mahsup edildiği görülmektedir. Ne var ki, davacının imzasını taşıyan ücret bordrolarındaki fazla mesai tahakkuku bulunan ayların hesaplama dışında bırakılması gerekirken yapılan bordrolarda bulunan tahakkukların hesaplamadan mahsup edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    2-Kabule göre de ;
    Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesinde; tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmiştir.
    Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece davacının 6.249,63 TL fazla çalışma alacağı bulunduğuna yönelik bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle, raporda belirlenen miktar üzerinden 1/3 oranında indirim yapılarak davacının 4.166,42 TL fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmış, karar tarihi itibariyle avukatlık asgari ücret tarifesine göre 499,97 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde 2.000,00 TL fazla çalışma alacağının davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesinde de 1/3 indirimli olarak fazla çalışma alacağını 4.166,42 TL’na yüksetilmiştir. Davacının kabul edilen talebi 4.166,42 TL olup, bu miktar yönünden tarifenin üçüncü kısmına göre 499,97 TL vekalet ücreti hesaplama yapılmış olmakla birlikte yine tarifede yer alan tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla ibaresinin dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Oysa ki, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Tarifedeki söz konusu düzenlemelere göre belirlenecek 1.500,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
    Sonuç:
    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ