• EMEKLİ SANDIĞI YASASINA GÖRE BAĞLANAN AYLIĞIN KESİLMESİNİNDE AYNI YASAYA TABİ OLACAĞI


    YARGITAY
    10. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
     2014/6226
    2015/67
    12.01.2015
    İlgili Kanun / Madde

    5434 S.ESK/32,34,37


     
       
    • EMEKLİ SANDIĞI YASASINA GÖRE BAĞLANAN AYLIĞIN KESİLMESİNİNDE AYNI YASAYA TABİ OLACAĞI
    • İŞ MAHKEMLERİNİN GÖREVLİ OLMAYACAĞI
      ÖZETİ  5434 sayılı Kanun hükümlerince bağlanan davaya konu aylığın kesilmesi de 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanun'un ne de 5510 sayılı Kanun'un uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 101'inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış İş Mahkemesi görevli değildir.

    Öte yandan; 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunumun 2'nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler İle özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın, işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
     
     
         
                 


    Dava, yersiz .ödenen ölüm aylıklarının tahsili istemine ilişkindir.

    Mahkemece/ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

    Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Hasan Özcan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

    5434 sayılı Kanun kapsamında TC. Emekli Sandığından yetim aylığı alan davacının evlenmesinden sonra aylığı haksız olarak almaya devam ettiğinin tespiti üzerine, davalıdan tahsili için açılan davada, Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulan istisnai nitelikte öze! mahkemeler olup, 5510 sayılı Kanun'un geçici 4'üncü maddesinde; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartlan haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiilî hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 tıci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır" hükmü öngörülmüştür.

    Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeye göre; 5434 sayılı Kanun hükümlerince bağlanan davaya konu aylığın kesilmesi de 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanun'un ne de 5510 sayılı Kanun'un uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 101'inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış İş Mahkemesi görevli değildir.

    Öte yandan; 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunumun 2'nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler İle özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın, işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ