• ARACI TAŞERON İLİKİSİNİN BELİRLENMESİ



     
    YARGITAY
    21. HUKUK DAİRESİ
     
    Esas No.
    Karar No.
    Tarihi:
    2011/5211
    2011/4643
    16.05.2011
    İlgili Kanun / Madde
    506 SSK/87
    4857 S.İşK/2
       
    • ARACI TAŞERON İLİKİSİNİN BELİRLENMESİ
    • KUSUR RAPORLARI ARASINDAKİ ÇELİŞKİNİN GİDERİLMESİNİN GEREKMESİ
      ÖZETİ: Somut olayda çözümlenmesi gereken sorun, davalı Hüsemattin Mesta ile davalı Vakıf arasındaki hukuki ilişkinin işveren- aracı veya iş sahibi-müteahhit ilişkisi mi olduğudur. İş Yasası'nın 2. ve 506 sayılı Yasa'nın 87. maddelerindeki açıklamalar ışığında aracıdan(taşaron) söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden bir iş alt işverene devredilmelidir. Buna karşın bir işin bütünüyle bir işverene devri veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda artık üst-alt işveren ilişkisi söz konusu olamaz. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin doğabilmesinin ilk koşulu; işyerinde işçi çalıştıran bir asıl işverenin, bulunması, diğer unsur işin asıl işverene ait işyerinde görülüyor olmasıdır
    Yapılacak iş; öncelikle davalı Vakfın işveren-aracı veya iş sahibi-müteahhit ilişkisi mi olduğunu belirleyip işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir
                 

    Davacılar murisinin is kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün, davalılardan T. Diyanet Vakfı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Mehmet Beleç tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
    Mahkemece, davacı eşin maddi tazminat isteminin kabulüne, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı Türkiye Diyanet Vakfı'na ait arsaya müftülük binası yapılması işini 12.08.2005 tarihli adi yazılı sözleşme ile diğer davalı Hüsamettin Mesta'ya verildiği, davacıların murisi Ramazan Ataman davalı Hüsamettin Mesta'nın işçisi olarak inşaatta çalışmakta iken 19.08.2005 tarihinde beton taşıdığı el arabasını tutmaya çalışırken 2,5 metre yüksekten düşerek yaralandığı ve 24.08.2005 tarihinde öldüğü olayın SGK'ca iş kazası kabul edilerek davacılara iş kazası sigorta kolundan gelir bağlandığı ancak SGK.'ca yapılan tahkikata ilişkin belgelerin dosya içinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
    İş kazası sonucu zarara uğrayan işçi veya hak sahiplerinin açacakları tazminat davası işveren veya işveren ile birlikte kusurlu 3. kişilere karşı yöneltilir. Bundan başka aracı olarak nitelendirilen kişilerle işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı 4857 sayılı İş Yasası'nın 2. maddesi gereğidir.
    Somut olayda çözümlenmesi gereken sorun, davalı Hüsemattin Mesta ile davalı Vakıf arasındaki hukuki ilişkinin işveren- aracı veya iş sahibi-müteahhit ilişkisi mi olduğudur. İş Yasası'nın 2. ve 506 sayılı Yasa'nın 87. maddelerindeki açıklamalar ışığında aracıdan(taşaron) söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden bir iş alt işverene devredilmelidir. Buna karşın bir işin bütünüyle bir işverene devri veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda artık üst-alt işveren ilişkisi söz konusu olamaz. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin doğabilmesinin ilk koşulu; işyerinde işçi çalıştıran bir asıl işverenin, bulunması, diğer unsur işin asıl işverene ait işyerinde görülüyor olmasıdır.
    Davalı vakıf ile davalı Hüsamettin Mesta arasındaki inşaat sözleşmede "müftülüğe ait site inşaatının beton, demir, kalıp ve duvar işçiliği ile işçilerin bulunması ve işçilere ücretlerinin ödenmesi vs. tamamen Hüsamettin Mesta'ya ait olduğu kararlaştırılmış" sözleşmenin 3 maddesinde sayılan yapılacak işler kısmı silintili olması nedeni ile sözleşme metninden okunamamaktadır. Bu nedenle bu sözleşme kapsamına göre taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği anlaşılamamaktadır.
    Yapılacak iş; SGK'ca olay nedeniyle yapılan tahkikat evrak getirtilerek bu soruşturmada T. Diyanet Vakfı'nın işveren olarak kabul edilip edilmediğini belirlemek, davalı Vakıf ile Hüsamettin Mesta arasındaki 12 Ağustos 2005 tarihli inşaat sözleşmesiyle ilgili olarak sözleşmenin aslının ya da okunaklı ve onaylı tam metni ve inşaat işi ile ilgili davalı vakfın inşaat işinin yürütümü nedeniyle yaptığı harcamalara dair tüm kayıtlar ve belgeler getirtilerek, davaya konu inşaat işinin Hüsamettin Mesta'ya bütünüyle verilip verilmediği saptandıktan sonra davalı vakfın sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekir.
    Öte yandan insan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
    Olayla ilgili olarak ceza yargılaması sırasında düzenlenen 15.03.2008 tarihli bilirkişi heyeti raporunda sanık olarak yargılanan Mehmet Emin Okuyucu'nun 2/8 oranında, Hüsamettin Mesta'nın 3/8 oranında kazalının ise 3/8 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında düzenlenen 01.01.2008 tarihli kusur raporunda ise, davalı Vakfın % 45 oranında, Hüsamettin Mesta'nın % 30 oranında ve kazalının % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, itiraz üzerine alman 27.09.2009 tarihli kusur raporunda ise davalı Hüsamettin Mesta'nın % 55 oranında ve kazalının % 45 oranında kusurlu olduğu davalı Vakfın ise inşaatın yapımını götürü usulde eser sözleşmesi ile müteahhit taşarona verdiği için kusuru bulunmadığının belirtildiği, mahkemece 01.01.2008 tarihli kusur raporuna göre sonucu gidilmiştir. Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır. Mahkemece anılan raporlardaki kusur dağılımları arasındaki çelişki giderilmeden 01.01.2008 tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
    Yapılacak iş; öncelikle davalı Vakfın işveren-aracı veya iş sahibi-müteahhit ilişkisi mi olduğunu belirleyip işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davalı vakfın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

© 2019 - ÇALIŞMA VE TOPLUM DERGİSİ