PDF için tıklayınız

Ahmet Makal

Türk Sosyal Bilimler Derneği’nin iki yılda bir düzenlemekte olduğu ve tam bir sosyal bilimler şenliği olarak yaşanan Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi’nin geçmişi 30 yıl geriye uzanıyor. Akademisyenlerin ve diğer araştırmacıların iki yıl boyunca heyecanla bekledikleri bu Kongrelerin, Türkiye’de sosyal bilimlerin gelişmesine büyük katkı sağladığı kuşkusuzdur. Buna karşılık, kongrelerin geçmişine bakıldığında, çalışma yaşamına ilişkin tebliğlerin yeterli ölçüde yer bulmadığı görülüyor. Son dönemlerde ise durum değişmeye ve emekle ilgili konular kongrelerde daha fazla yer bulmaya başlamıştır. Bu, yaşanan ulusal ve uluslararası süreçlerin bu konuları daha önemli hale getirmesi yanında, bu alanda çalışan akademisyenlerin ve diğer araştırmacıların Kongre’ye daha çok ilgi göstermeleriyle de bağlantılıdır. Değişik üniversitelerimizdeki Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümü öğretim üyelerinin giderek artan ilgi ve katkıları ise özellikle belirtilmeye değer. Diğer taraftan, Türk Sosyal Bilimler Derneği yönetimleri de, emeğe ilişkin konulara hak ettikleri önemi vermektedirler. Sonuç olarak, Ulusal Sosyal Bilimler Kongreleri’ndeki emek konulu tebliğlerin sayısı giderek artmakta, konular çeşitlenmekte, özel emek oturumları düzenlenmektedir. Güncel sorunlar yanında, emek tarihinin de giderek daha çok ilgi görüyor olması ayrıca sevindiricidir. Sanıyorum ki, bu gelişmeler çalışma ilişkileri disiplininin yanı sıra, tüm sosyal bilimler açısından da önemli getiriler sağlayacak niteliktedir.

Bu satırların yazarı, 10 yılı aşkın süredir tebliğleriyle katılmakta olduğu Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi için özel emek oturumları da düzenlemektedir. 2007 yılındaki 10. Kongre için düzenlediğimiz Emek Oturumu’nun tebliğleri, Çalışma ve Toplum dergisinin özel bir sayısı olarak yayınlanmıştı. 9-11 Aralık 2009 tarihlerinde Ankara’da yapılan 11. Kongre için düzenlediğimiz Emek Oturumu da, Türk çalışma yaşamının değişik sorunlarını konu alan çok sayıda özgün bildirinin ortaya çıkmasına vesile oldu. İki bölümlü bu uzun emek oturumunun “Türkiye Emek Tarihinden Kesitler” başlıklı birinci bölümünde emek tarihine ilişkin dört bildiri, “Türkiye’de Emeğin Güncel Sorunları” başlıklı ikinci bölümünde ise güncel emek sorunlarına ilişkin gene dört bildiri sunuldu. 11. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi’nin bu “1 numaralı” oturumu, dinleyicinin de yoğun ilgisiyle karşılaştı. Bu tebliğler, şimdi Çalışma ve Toplum tarafından gene bir özel sayı olarak okuyucuya ulaştırılıyor. Böylece, TSBD ile Çalışma ve Toplum arasındaki işbirliği de süreklilik kazanmış oluyor. 2007’de yayınlanan sayıda olduğu gibi, bu özel sayının da editörlüğünü üstlenmek, bizim açımızdan bir mutluluk kaynağıdır.

Dergide makaleler, Kongre’deki programa uygun olarak ve sunuluş sırasına göre yer alıyor. İlk makalede Ahmet Makal, ilgi alanı olan Türkiye emek tarihini, Erken Cumhuriyet Dönemi itibariyle, üzerinde neredeyse hiç çalışılmamış bir konu olan kadın emeği açısından irdeliyor. İlker İnan Akçay, Mülkiye’de hazırlamakta olduğu doktora tezinden bir kesitte, 1939-1963 dönemindeki iş ihtilaflarını inceliyor. Hâlâ bakir olan bu alan, Türkiye emek tarihinin en can alıcı konularından birini teşkil etmektedir. Aziz Çelik, Türkiye’de sendikacılık hareketinin günümüzde de varlığını sürdüren temel özelliklerinin ortaya çıkıp oluştuğu bir dönemi, özgün iç ve dış kaynaklar yardımıyla yetkin bir biçimde incelerken, sendikacılık yazınına gerçekten önemli bir katkı sağlıyor. Betül Urhan ve Seydi Çelik, Türkiye’de milli güvenlik algısının tarihsel süreç içerisinde işçi örgütlenmeleri ve hareketlerini kontrol etme amaçlı kullanımını irdeliyorlar. Şenay Gökbayrak ise Türkiye’de son dönemlerde sosyal güvenlik alanında yaşanan gelişmeleri refah devleti düzleminde ve batı uygulamaları ile karşılaştırarak incelerken, Türkiye’de reform olarak gündeme getirilen düzenlemelerin aslında sistemin sorunlarını çözmekten uzak olduğuna vurgu yapıyor. Berna Müftüoğlu ve Bağdagül Taniş, 1980 sonrası dönemde Türkiye’de yaşanan gelişmelerin Ereğli Kömür Havzası’ndaki maden işçileri üzerindeki etkileri ile günümüzdeki sorunları, bir alan araştırmasına dayanarak gözler önüne seriyorlar. Banu Uçkan ve Engin Yıldırım, Türkiye’de çalışma yaşamının çok önemli bir sorunu olan işçilerin ve işyerlerinin sendikasızlaştırılması girişimlerini mercek altına alıyorlar. Mesut Gülmez ise insan hakları alanında, eşitlik ilkesi ile ayrımcılık yasağının bölünmezliğini değerlendirirken önemli bir vurgu yaparak, bireysel ve toplu iş ilişkileriyle ilgili yasalarımızda yer alan “ayrımcılık yasaklı eşit davranma ilkesi”ne aykırı düzenlemeler konusunda çalışma hukuku öğretisinde yaygın biçimde savunulan görüşlerin eleştiriye muhtaç olduğunu belirtiyor.

Türk çalışma ilişkileri yazınına katkıda bulunacak nitelikteki özgün bildirileriyle emek oturumuna değer katan tüm meslektaşlarıma-dostlarıma, bu bildirileri özel bir sayı içerisinde kalıcı hale getirerek okuyucuya ve akademik camiaya sunma olanağını yaratan Çalışma ve Toplum’un Yayın Kurulu üyelerine ve derginin özverili editörü Av. Murat Özveri’ye, Emek Oturumu’nun oturum başkanlıklarını yapan Prof. Dr. Ömer Zühtü Altan ve Prof. Dr. Ahmet Selamoğlu’na ve sürecin her aşamasındaki katkıları için Türk Sosyal Bilimler Derneği Başkanı Dr. Galip Yalman ile derneğin diğer yöneticilerine teşekkür etmekten mutluluk duyuyorum. Ümit ediyorum ki, Çalışma ve Toplum ile TSBD arasındaki bu artık gelenekselleşen işbirliği, daha sonraki kongrelerde de devam edecektir. Bu özel sayıdaki makalelerin emek olgusunun değişik veçhelerine ilgi duyan okuyucuya yararlı olmasını ve özellikle genç meslektaşlarımızın bundan sonraki kongrelere ilgisini artırmasını diliyorum.